23 Şubat 2018 Cuma

Ünlü Bloggerlar Sosyal Medya Fenomenleri Halleri

Ana ben sosyal medya fenomeni olacağım!


Bedenimle aram açılsın diyorsan tıkla gör

Blogger denince akla ilk olarak Instagramerlar gelmeye başladı. İnsan bedeninin yazıdan daha çekici olması hiç de şaşırtıcı değil. Yaşasın içgüdüler! Hürriyet’in ünlü blogger diye verdiği haberin konusu 23 yaşındaki Brezilyalı sosyal medya fenomeni Marcelle Mancuso. Sıkı popo uğruna çalışan bu ünlü sosyal medya fenomeni mekik çekerken belini kırmış! Doktorlar bir daha ayağa kalkamayabilirsin demişler. Kadının dünyası başına yıkılmış. Hürriyet de bu sözde ünlü bloggerın haberini İngiliz medyasından almış! Bak şu hale!

Ünlü Bloggerlar ve Sosyal Medya Fenomenleri


Bu konuya neden dikkat çekiyorum? Kavramları karıştırıyoruz. Instagram kullanıcılarını blogger olarak ifade etmek doğru değil. Blog yazarlarına blogger denir. Blog yazmayan insanlar Facebook kullanıcısı, Instagram kullanıcısı, Instagramer, Youtuber veya vlogger olarak ifade edilmelidir. Oh ne blog yazmak. Çek çektir kendini koy resimleri blog yazdım blogger oldum!

Etkinlik etkinlik gezip sosyal medya fenomeni olmak!


18 Şubat 2018 Pazar

Şişli Etfal Hastanesi'nin Adı Nereden Geliyor?


Şişli Etfal Hastanesi Bahçesi Çocuklar

Bir babaya "kızının bir gün ömrü kaldı" diyebilmek


İstanbul'umuzun en tanınmış hastanelerinden biri Şişli Etfal Hastanesi’dir. II. Abdülhamit çok sevdiği kızı Hatice Sultan hastadır. Hekimbaşı çağrılır ve Dr. İbrahim Bey Sultan'ın 1 günlük bir ömrü kaldığını söyler. Hatice Sultan halk arasında "kuşpalazı" bilimsel adıyla difteri denen solunum yolu hastalığından gün içinde hayatını kaybeder. 

Hayrat için yaptırılan Şişli Etfal Hastanesi


Acılı Padişah kızı adına hayrat yaptırmak istemektedir. O zamanlar Cami, Çeşme, Aşevi yaptırmak adettendir. Fakat Padişah II. Abdülhamit Hatice Sultan adına bir çocuk hastanesi yaptırmanın camiden daha büyük sevap getireceğini inanmıştır. O zamana kadar Osmanlı Devleti’nde çocuklar için bir hastane yoktur. Padişah  hayrat olsun diye bu hastaneyi yaptırmıştır. İşte bu nedenle Şişli Etfal Hastanesi Türkiye hastanelerinin kutup yıldızıdır. Hastanede ilaç yapılmakta ve hemşire yetiştirilmektedir. Ayrıca ilk kalorifer sistemi bu hastanede uygulanmıştır.

Peki, Şişli Etfal Hastanesi'nin ismi nereden geliyor, tarihi hikayesi nedir?  


16 Şubat 2018 Cuma

KAÇUV Kanserli Çocuklara Umut Vakfı ve Umut Kafe

KAÇUV “Nerede yaşam varsa, orada umut vardır”
Evler ırak olsun kanser denen hastalık canımızı yakmaya devam ediyor. İnsanlığın geleceğine damga vuracak insan kansere çare bulan bilim insanı olacak diye düşünüyorum. Türkiye’de milyonlarca insan kanser denen illetle mücadele etti, kazananlar var, kaybedenler var ama mücadele sürüyor.

Çocuk ve kanser kelimesini yan yana yazmak istemezdim ama bu bir gerçek! Kanserli çocuklarımız var ve onları tedavi ettirebilmek için birçok aile büyük şehirlere gelmek zorunda kalıyor. Çocuğunu metropollerde tedavi ettirmek isteyen ailelerin aş, iş, ayakta kalma mücadelesi başlıyor.

10 Şubat 2018 Cumartesi

Romanlar Çingeneler Kökenleri Tarihi Gelişimleri

Osmanlı Devleti Döneminde Çingeneler İzmir

Küçükçekmece Gölü’nün kıyısında bulunan viyadükten geçerken aşağıda iğreti çadırlarda yaşayan Çingeneler’i sanırım birçok İstanbullu görmüştür. Minik çadırlarında maruz kaldıkları soğuk ve sıcağı oradan geçerken hisseder empati kurarım. Çingeneler insanlık ailesinin ayrılmaz bir parçasıdırlar. En gerçek ve doğru manasıyla Çingeneler göçebe zanaatçı ataların çocuklarıdır. Bana göre dünyada özgün kalabilmiş yegâne millettir. Anadolu’da çerçicilik, bohçacılık, kalaycılık gibi meslekler yaparak ayakta kalan bu toplum, büyük şehirlerde sanat camiasında yer alarak önyargıyı hak etmeyecek yetenek ve güzelliğe sahiptir.

Çingeneler, Romanlar ayrı haklar mıdır?


Çingeneler daha büyük bir toplumun ismidir. Romanlar ise Çingenelerin bir topluluğudur. Çingene halkı Hint-Avrupa kökenli bir halktır. Hindistan’ın kuzey bölgelerinde yaşayan bu maceraperest toplum, Pakistan, Afganistan üzerinden hemen hemen dünyaya yayılmışlardır. Her coğrafyada ayakta kalacak bir dirayete sahip olabilmişlerdir. Tek başına bu bile onların alkışlanması ve saygı görmesi için yeterlidir. Bugün çoğunlukla, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye gibi doğu Avrupa ülkelerinde yaşayan Romanlar başkalaşım geçirmeden kendi kültürlerini yaşatmaya ve ayakta kalmaya çalışmaktadırlar. Blogger Bolat insanı onları Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli zenginliklerinden biri olarak görmekte ve bu ayakta kalma mücadelelerine alkış tutmaktadır.

2 Şubat 2018 Cuma

Pazarola Hasan Bey Kimdir?

Pazarola kelimesinin Kökeni, hikayesi


Pazar Ola Hasan Bey Pazarola!
Dilimizde "Pazarola" diye bir söz vardır. Bu sözün anlamını, hikayesini, etimolojisini bilir misiniz? Bilmiyorum diyenler şöyle buyursun:

Öyle insanlar vardır ki, adeta bulunduğu şehirle bütünleşmişlerdir. Şehrin adı söylendiğinde akla ilk onların ismi gelir. Uzun yıllar oturduğum Sarıyer’de Araştırmacı Yazar İbrahim Balcı ağabeyimle tanışmaktan büyük mutluluk duymuşumdur. Kendisi Sarıyer denince aklıma gelen ilk isimdir. Onlarca değerli kitap yazmış olan Araştırmacı Yazar İbrahim Balcı ağabeyim Sarıyer'in gururudur. Geçen sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulundu. Şehrin müstesna insanlarından birini bizimle paylaştı. Paylaştığı hikayenin adı “Pazarola Hasan Bey” 

Pazarola Hasan mı deli, yoksa biz mi deliyiz hikâyeyi okuyunca siz karar verin lütfen!  

İşte, Araştırmacı Yazar İbrahim Balcı paylaşımıyla Pazarola Hasan Bey’in hayatı ve bugünde kullandığımız “Pazarola” kelimesinin etimolojik hikâyesi.

Pazarola Hasan Bey'in ilginç hikayesi


"Pazarola Hasan Bey" 1885 de doğdu 1926 da İstanbul'da öldü. İstanbulluların vazgeçemedikleri biridir. Bilhassa kızların kendisine çok çok değer verdiklerini bilir, onlara çok özel sözler eder ve gönüllerini alırdı. Meczup biriydi, yani tıp dilinde mongoloid. Kısaca boylu, iri kafalı, uzun suratlı, sevecen biriydi. Başında fesle gezerdi. Fesin etrafında çevrili olan banta da "Pazarola Hasan Bey" yazardı. Sokağa çıktığı zaman kızlar başına üşüşür ve yaşmaklarını açarak yüzlerini gösterirdi. 


27 Ocak 2018 Cumartesi

Redhouse Kimdir İlginç Hayat Hikayesi?

İstanbullu Redhouse

İstanbullu Sir William James Redhouse Kimdir?


İstanbul çok garip bir şehir. Ben İstanbul'u tavan arasındaki bir sandığa benzetiyorum. Karıştırmak, keşfetmek çok ayrı bir duygu. Mesela Blogger Bolat olarak size bir soru sorsam cevabını hemen vereceksiniz. O zaman soruyorum:

Redhouse nedir? Redhouse kimdir?


-Bildim Türkçe İngilizce yaygın olarak  kullanılan sözlük diyeceksiniz! Biliyorum o sözlüğün yazarı diyeceksiniz.

Doğrudur ama Redhouse sadece bir sözlük ismi değildir. Redhouse sizin gibi benim gibi bir İstanbulludur. 

Nasıl yani? Dediğini duyar gibiyim. Gelin size Sir  William James Redhouse'un hikayesini anlatayım.

James Redhouse'un ilginç hayat hikayesi


William James Redhouse, Biritanya Krallığında 1811 yılında soğuk bir kış günü dünyaya gelir. Londra’da doğar, talihsiz bir çocuktur. Henüz 5 yaşındayken yetim kalır. Ana yok, baba yok! Okulda başarısızdır. Sekiz yaşında okuldan atılır. Donanma’ya personel yetiştiren bir okula yazılır. Denizcilik üzerine eğitim alır teknik resim, trigonometri, matematik, harita, oşinografi derken kafası atar küçük James William Redhouse'un. Aman be der uzun bacaklı güzel İngiliz hatunlarıyla fingirdeşmek varken napıyorum ben burada okulu kırar.

William James Redhouse'un İstanbul rüyaları


22 Ocak 2018 Pazartesi

İstanbul Sirk Gibidir

İstanbul Metrobüs Dizilişi
İstanbul devasa bir sirke benziyor. Sürekli bir hareket, bir ışık demeti, sürekli bir ekşin, gürültü patırtı, şov eksik olmuyor. Herkesin bir maskesi var. Herkes sanki başka birini oynuyor. Evde başka, yolda başka, iş yerinde başka bir insan.

İstanbul'da yolunuz metrobüse düşerse akrobat olmalısınız. Oradan oraya sıçramadan, cambazlık yapmadan metrobüslere binmeniz mümkün değildir. Biraz işi abartırsanızsanız size ayar verecek sirk terbiyecisi çoktur. Boşlukları doldururken dikkatli olmakta fayda var! Doğasından kopartılmış bazı Adem evlatlarıyla tartışma hali sizi saçma sapan bir noktaya getirir, çıkarır pıçağı mazallah...

14 Ocak 2018 Pazar

Biyofili Biyofobi Nedir? İstanbul'un Biyofobik Tasarımları

Atalarımızın biyofilik tasarımı Topkapı ve bizim biyofobimiz
Bu ne garip bir terim Blogger Bolat biyofili de nedir? Dediğini duyar gibiyim. Biyofili: İnsanların hayvan, bitki, bitki örtüsü, su, doğa sesleri, mevsimsel değişiklikler gibi doğal uyaranlara doğuştan gelen bir yakınlık isteği şeklinde ifade edilen bir terimdir. Yani, insanın bu doğaya bağlı yaşama inancına biyofili deniyor. Biyofili, ilk olarak Amerikalı psikolog Edward Wilson tarafından ortaya konulan ve insanın bilinçaltındaki hayatını devam ettirmeye olan inancı azmi olarak açıklanan bir terimdir. Wilson bu kavramı Biophilia adlı eserinde kullanmıştır. Bekliyoruz bizim akademisyenlerimiz ne zaman dünyaya bir terim ya da kavram ihraç edecekler?

Bu terim dilimize biyofili veya biyofilya şeklinde geçmiştir. İngilizcesi "biophilic" olan bu terimin mimarideki karşılığı ise "biophilic desing"dır. Fotoğrafa bir bakın bizden 550 yıl önce atalarımızın en zengin zamanında yaptığı insan ruhuna ve doğaya uygun biyofilik tasarımlı binalar bütünü olan Topkapı Sarayı. Bir de arkada görmüş olduğunuz çöplüğe bakın bu da bizim bilgi çağındaki marifetimiz. Maalesef bunun da adı "biyofobi" yani insanın doğadan uzaklaşma hali!

İnsanın nankörleşip içinde yaşadığı doğayı öldürmesi biyofobi


10 Ocak 2018 Çarşamba

Profesyonel Telve Pro Türk KahvesininTruva Atısın

Türk Kahvesi Böyle Ayakta İçilir mi? Hayır Kesinlikle!
Türk toplumu olarak kahveyi Yemen'den aldık. Biz kahveyi belki Yemenlilerden öğrendik ama  onu kendi üslubumuz ile harmanlayarak "Türk kahvesi" adında yeni bir demleme ve içim şekli icat etmeyi de başardık. O gün bugündür Türk kahvesi dünya kültüründe önemli bir yer etti.

Türk kahvesi bir alışkanlıktır, Türk Kahvesi bir gelenektir. Türk kahvesi bir tiryakiliktir. Türk kahvesi bir törendir, şölendir, seromonidir. Türk kahvesi milli kültürümüz içinde oluşturduğumuz önemli bir dünya standardıdır. Standarttır diyorum çünkü: Türk kahvesini karton bardakta içebilir misiniz? Hayır yavan olur! Türk kahvesini su bardağında içebilir misiniz? Hayır, görgüsüzlük olur! Türk kahvesini, kulplu fincanda içebilir misiniz? Türk kahvesini yolda yayıla yayıla yürürken içebilir misiniz? Hayır, kahve çekirdekleri çarpar sizi. O sıradan bir kahve değildir! Onu ancak zarif Türk kahvesi fincanında, oturarak keyifle içersiniz!

Türk kahvesi olmadan kız istenir mi?


31 Aralık 2017 Pazar

Ünlü Blogger'lar, Youtuber'lar, Instagramer'lar ve Altın Kelebek

Ünlü blog yazarları, bloggerlar, Youtuberlar, Instagramerlar

Emeksiz iletişim imkanı sosyal medyadaki seviyesizliği artırdı


Sosyal medya emeksiz iletişim nedeniyle seviyesizliği artırdı. Artık çocukların çok tanıdığı vloggerlar, Youtuberlar var. Çocuklar vakitlerinin çoğunu video izleyerek geçiriyorlar. Bir gün Bakırköy’de bir AVM'de oğlumla meşhur bir Youtuber’ın filmine gidecektik yaş sınırı nedeniyle giremedik sonra bu ünlü Youtuber’ı merak edip izleyince bana oğlumla o filmi izlettirmeyen sinema müdürüne teşekkür etmek istedim!

Blog yazmak, bloggerlar, vloggerlar, youtuberlar, Instagramer'lar ve zevzeklik


26 Aralık 2017 Salı

Blogger Bolat'ın 2018 Hayalleri

Topağacı/Nişantaşı 2017 giderken
2017 giderken aklıma takılanları yazayım istedim. Ben otorite kuşağının bireyiyim. Oğlum ise internetin hatta bilgisayar faresinin bile kalubeladan bu yana olduğunu var olduğunu sanıyor. Hiyerarşi  toplumunda yaşamanın tüm sıkıntılarını gördüm, yaşadım. 2018 yılında ülkem, insanlık, ve güzel İstanbul için harika bir gelecek olsun istiyorum. 


İstanbul'daki belediyelere 2018 tavsiyem festival yapmayın, inşaat dikmeyin!


2018'de belediyelere sesleniyorum kamu arazilerinde imar değişikliği yapmayın, kamu arazilerine inşaat diktirmeyin! Her püsürüğe festival demekten uzak durun! Festival kelimesinin o kadar içini boşaltıp, dejenere ettiniz ki sayenizde "festival" kusacağım!