27 Haziran 2016 Pazartesi

İzzet Çapa Huffington Post Blog'da Yazıyor

İzzet Çapa Amerikalılara İstanbul'u Anlatacak

Üsküdar - Kuzguncuk - Üryanizade Camii

Bugün size blog ile başlayıp bir dünya devi haline gelen Huffington Post’tan bir haber ileteceğim. Haberimiz şudur: İstanbul eğlence dünyasının tanınan isimlerinden İzzet Çapa artık ABD’nin en büyük haber portalı Huffington Post Blog'da  köşe yazmaya başladı. İlk yazısının başlığı “Dünyanın yeni bir Nuh'un gemisine ihtiyacı var”  başlığını taşıdı. Kuzguncuk’u anlatan İzzet Çapa, bu semt üzerinden İstanbul'un çok kültürlülüğüne vurgu yapmış. Buradan da anlaşılıyor ki İzzet Çapa İstanbul’umuzu Amerikalılara daha fazla tanıtacak bir mecraya sahip oldu.

Hayırlı olsun İzzet Çapa diyorum.


Kuzguncuk demişken, bu semtle ilgili kısa bir bilgilendirme de yapmış olalım. Kuzguncuk ismini Evliya Çelebi’ye göre buraya yerleşmiş “Kuzgun Baba” adlı bir veliden almış. Üsküdar ilçemizin güzide semtlerinden biri olan Kuzguncuk bostanları ve yalılarıyla meşhurdur.

Kuzguncuk denince Blogger Bolat’ın aklına: Çınaraltı Çay Bahçeleri, Börek, Fethi Paşa Korusu, Fethi Ahmed Paşa Yalısı, Anason kokan Tekel binası ve deniz kenarındaki şirin Üryanizade Camii,  Kumral Ada-Mavi Tuna kitabı, Ekmek Teknesi dizisi, İsmet Baba Restaurant gelir.

İzzet Çapa'nın Huffington Post Blog yazısı

The Blog


Fotoğraf Kaynak: Wikipedia.org/kuzguncuk

21 Haziran 2016 Salı

Vitali Minolov'un Konstantinopolis Hayalleri!

"Köpeklerin duası kabul olsa gökten kemik yağardı"


Vitali Minolov'a Fausto Zanaro Tablosu -1453
Rus medyasından bir haber aktarıldı. Rusya’da meclis üyesi Vitali Minolov,  Rusya başbakanı Dimitri Medvedev’e mektup yazarak Rusya’da İstanbul’un adının resmi olarak “Konstantinapolis” olarak değiştirilmesini istemiş.

Ah ah insanın canı neler istemiyor ki Vitali Minolov!


Sana diyeceğim şudur Vitali Minolov, biz Türkler zaten bu ismi kabul eder, gerekli hallerde atalarımız Osmanlıların kullandığı gibi kullanırız. Bak şimdi ben de kullanıyorum "Konstantinopolis'i seviyorum" oldu mu? Rahatladın mı, eğer rahatlamadıysan Bolşeviklerin ana vatanından sürdüğü Vilamidir Simirnov hadi Fransızların deyişi ile Vladimir Simirnorff'un 1920 yılında İstanbul'da kurduğu Smirnorff votkasından al rahatlama yardımcı olur Vitali!

Konstantin’e bu şehri kurduğu için minnettarız!


Bu bağnazlık bu yobazlığın nedeni hala İstanbul’un kuyruk acısıysa umarım o acın kıyamete kadar sürer Vitali Minolov!
Biz de bir İstiklal Marşı var Vitali oku feyz alırsın!
Korkma diye başlar milyonlarca çocuğumuz!

Sen de korkma Vitali Minolov!


18 Haziran 2016 Cumartesi

Hakkı Devrim Anısına "Benseverlik", "Elseverlik

Hakkı Devrim ve Dil Sevgisi

Güle Güle Hakkı Devrim Baba!

Hakkı Devrim'le Radikal’de çalışırken birkaç kez sohbetimiz etmişliğimiz olmuştu. Etimolojiye olan merakımı duyunca “tebrik ederim çocuk” demişti.
O Doğan Medya Center içindeki Pir’imdi. Terk-i diyar edişine çok üzüldüm. Kimse dünyaya kazık çakamayacağına göre gün gelip "emr-i hak vaki olunca" biz de göçeceğiz buralardan Hakkı Baba!

Öyle bir çağı yaşıyoruz ki bencillik tavan yaptı. Bunun en büyük göstergesi Selfie çılgınlığı her gün onlarca insan aptal saptal selfie çekme çabasıyla ölüyor.
Geçenlerde Şişli Metro Osman Bey durağında selfie çekmek isteyen bir kız raylara düşeyazdı! Bu aptallık neden?

Peki bu bencillik neden?


Bakıyorsun sosyal medyada herkes şok mutlu herkes şok güzel, herkes şok akıllı! Kitap okumaya vakit bulamadığından şikâyeti olan milyonlarca insan her nasıl oluyorsa sosyal ağlarda günde ortalama 3 saatini harcıyor.

Hakkı Baba, insanlığın okumayı, yazmayı unutacağını düşünüyorum! Mağara duvarlarındaki sembollerden bin yıllar boyunca geliştirdiğimiz yazı türleri, emoji’ye kadar ilerledi.

Eskiden şunu yaptım bunu ettim, şunu yedim bunu içtim demek garipsenirdi. Olanı var olmayanı var. Oysa şimdi görgüsüzce göze sokma çağı görgüsüzce paylaşma zamanı! Kusana kadar paylaş!

Tüm bunlara kendimi dahil ederek yazıyorum!

Burada iki kavram var sosyolojik açıdan. Biri “benseverlik” yani bencillik ve egoizm diğer kavram ise alturizm diğer adıyla elseverlik.


İki zıt kelime "bensever" ve "elsever"


15 Haziran 2016 Çarşamba

Lagari Hasan Çelebi: İsa Peygamberle Konuşmaya Giden Türk

Bugün birbirimizle mücadele etme zamanı değil

Lagari Hasan Çelebi Uçuyor
Bugünlerde zihnimi kurcalayan bir şey var. Bilimden uzaklaştığımız hissine kaplıyorum. Belki de hislerim beni yanıltıyordur. Üniversitelerimiz arttı ama bilim üretememe sıkıntımız devam ediyor. Oysa Farablı imam İsmail Cevheri, 1010 yıllarında Nişabur Camii’nde uçma denemesi yaparken hayatını kaybetti. Sonra Hezarfen Ahmed Çelebi’yi düşünün Okmeydanı’nda onca denemenin ardından Galata Kulesi’nden uçmayı başaran ilk Türk oldu. İstanbul onun kanatlarının altındaydı. Roketle dikey uçuş yapmış ilk insan Lagari Hasan Çelebi’ye ne demeli!


Maytap gibi havaya uçan Türk, Lagari Hasan Çelebi


Lagari Hasan Çelebi, uçma tutkusunu Osmanlı padişahı IV. Murat'ın kızının doğum günü kutlamalarında sergilenmiştir. Rivayet edilir ki uçmaya giderken neden bunu yaptığını soran padişaha "Padişahım, seni hudâya ısmarladım, İsa peygamber ile konuşmaya gidiyorum" diyerek Sarayburnu’ndan havalanmış ve yaklaşık 300 metre kadar yükseldikten sonra, kendisine bağlı bulunan kanatlar sayesinde Boğaziçi'ne oldukça yumuşak bir iniş yapmıştır. Evliya Çelebi bu olayı şöyle anlatıyor: “…barutu kalmayıp da zemine doğru nüzul ederken, ellerinde olan kartal kanatlarını açıp Sinanpaşa Kasrı önünde deryaya indi.” Lagari Hasan Çelebi, sultanın huzuruna gelip “Padişahım, İsa peygamber sana selam etti” diyerek latife yapmıştır. İlk önceleri sultan tarafından da desteklenen Hasan Çelebi, daha sonra din ulemâsının baskılarıyla yargılanmış ve çok sevdiği İstanbul’dan Kırım'a sürgüne gönderilmiş ve Kırım’da hayatını kaybetmiştir.


Kendi kendimizle neden savaşıyoruz?


12 Haziran 2016 Pazar

Blogger Fehmi Koru Aramıza Hoş Geldin

Blog yazmak Özgürlüktür


Fehmi Koru - Hürriyet
Oto sansürü ve suskunluk sarmalını saymazsak biz blog yazarları, keyfimizin kahyası, kahyamızın da efendisi konumunda kendi halimizde yazmaya çalışırız. Gazeteci Yazar Fehmi Koru, gazeteci ve yazar sıfatına, unvanına bir yenisini daha ekledi ve blogger Fehmi Koru oldu. Evet, Fehmi Koru blog yazarı olarak aramıza katıldı. Zaman, Yeni Şafak, Star Gazetesi gibi gazetelerde köşe yazmış ama bir süre önce işten ayrılıp (belki de ayrılmak zorunda bırakıldı bilemiyoruz) bizler gibi kendi bloğunu kurdu. Köşesini okur takip ederdim yalanını söyleyemeyeceğim, televizyon programları dışında takip ettiğim bir yazar değildi. Ama kim ne derse desin birikim sahibi bir insan!

Fehmi Koru bir kaç blog denemesinden sonra bu sefer ciddi ciddi seri blog yazıları yazacak gibi görünüyor.

Blogger Fehmi Koru ilk yazısını yazdı. Yazısının başlığı: “‘İslâm’ diye diye, İslâm elden gidiyor...”


8 Haziran 2016 Çarşamba

Abiye Kelimesinin Anlamı ve istanbul'un En iyi Abiye Butikleri

İstanbul'da Abiyeli Günler

Nişantaşı Abiye Elbise Mia Butik

Bugünlerde nere gitsem etrafımda zarif kadınlar. Birçoğunun abiye giyimli olduğunu gördüm. Dikkatimi çekti. Eşime sordum hayırdır yahu etrafta bunca abiye giymiş kadın var. Sebebi nedir? Boş boş baktı ve şöyle dedi:

“Okullar kapanıyor mezuniyet geceleri var Bolat, yaza merhaba partileri var Bolat, insanlar evleniyor düğünü ve nişanı var Bolat söyletme beni, gayet normal bir durum. İstanbul’da abiye modası başlamadı yani” dedi.

“Noldu hoş bir kadın mı gördün” diye ekledi. Saklamadım hepsi hoştu dedim. Onca özenerek giyilmiş kıyafet, saçı var, makyajı var, ayakkabısı var, çantaşı, tokası, takısı var. Güzel elbette. Güzel değil desem o emekler çarpar beni.

Eşime sordum abiye nedir biliyor musun?


“Yok dedi ben Topağacı’nda büyüdüm abiye nedir bilmezem, gel öğret bana!”
Bir kasabalı olarak bize susmak düştü, inanın üstelemedi. Ben de söylemedim.

Belki siz merak edersiniz diye yazma gereği duydum. Biliyorsunuz etimoloji merakımı. (Hay o etimoloji merakıma)

Abiye, Fransızca’dan dilimize geçmiş bir sözcük, gece kıyafeti demek.
Fransızca kökeni “habille” şeklinde.

Ama aslında o sözcüğün Arapça kökenli olduğunu biliyor muydunuz?


4 Haziran 2016 Cumartesi

İstanbul'dan Muhammed Ali Geçti

Çocukluğumun Kahramanı Muhammed Ali

Hem Muhammed Hem Ali, Ballı Ekmek kadayıfı
Allah şahidimdir ki yeryüzünde sevdiğim en çok sevdiğim iki isimdir Muhammet ve Ali. İnsanın abisi olsa ancak bu kadar sevilir, yemin ederim.

O Malcom X'in aracılığı ile müslüman olmuş bir Amerikalıdır. Hayatımda karşılaşmadığım ama çok sevdiğim bir Amerikalıydı. Onun ölümü ile hatıralarım canlandı, yaşadığı ve maç yaptığı yıllar benim ilkokul yıllarım olmalı, Almanya’da yaşayan bir tanıdığımız onun maçına gittiği öyle güzel anlatırdı ki. O siyah adamı biz çok sevmiştik. Bunda en büyük etken onun Müslüman oluşuydu. O aslında tüm mazlumların Amerikan idolüydü.

"Gıyabına Sala Verilmeli ve Cenaze Namazı Kılınmalıdır."


Dizi oyuncusu bir arkadaşımız demiş ki: “Türkiye’de gıyabına sala verilmesi ve cenaze namazı kılınması gereken bir adamdır.” Doğrudur, ben de denk gelirsem namaza katılırım. O benim de Amerikalı idolümdür. O dünyada yaşayan tüm Müslümanların Muhammed Ali’sidir. Hem Muhammed hem de Ali, kaymaklı ekmek kadayıfı gibi isim. Canımızın içidir Muhammed Ali.

Restoranda "siyahi" diye yemek servisi yapılmayan Amerika'nın olimpiyat şampiyonudur o.

Vietnam’a Savaşa buyur Muhammed Ali dendiğinde

“Benim Vietkonglularla bir meselem yok” diyebilmiş karakter sahibi adamdır.

Londra'daki ünvan maçında Kraliçe Elizabeth rakibini saraya çağırmasına rağmen onu siyah ve müslüman diye sarayına kabul etmemiştir.

Bu karşın Londra’da kendisine sarılan ilk beyaz insan Türk'tür. Bana sarılan ilk beyaz sensin diyen Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş’a sarılıp ağlamıştır.

31 Mayıs 2016 Salı

Baba Vanga'nın Güneş kehanetleri gercekleşiyor mu?

Dünyanın En Çok Konuştuğu Kadından Dünyayı Sarsan Kehanetler

Bilirsiniz İstanbul’u okumayı ve yazmayı seviyorum. Bloğumda konu eninde sonunda dönüp dolaşıp İstanbul’a bağlanır. Blogger Bolat olarak, Baba Vanga’nın Suriye'de 2013 yılında Apokalipsis gerçekleşecek kehanetiyle ilgili bir blog postu paylaşmıştım. Sonrası toz duman bu blog yazısı tüm dünyada ses getirmiş. New York Post’tan Daily Mirror’a, The Guardian’dan, DW’ye hatta Avustralya basınına kadar dünya basının çok ilgisini çekmişti. 

Bulgarlar Bana Neden Kızgın?


Hatta bu blog yazısı ve Apokalipsis iddiaları Bulgar Nostradamus’u Baba Vanga’nın Amerika'da Başkan Obama'dan sonra en çok konuşulan insan haline getirmişti.


Bulgar medyası görüşlerimizi aldı, dilimiz döndüğünce anlattık. Kutsal atfettikleri Baba Vanga’nın dünya medyasında yer almasına Bulgar basının çok büyük bir kısmı pozitif olarak yaklaşırken bir kısmı da Baba Vanga'yı magazinleştirdiğimi iddia edip beni eleştirmişti.

Baba Vanga tekrar Dünya gündemine geliyor! Çünkü bu sefer başka bilimsel bir konudaki kehaneti dünyayı sarsmaya hazırlanıyor. NASA'nın güneş parçalabilir açıklaması tekrar Baba Vanga'yı akla getirdi.


Güneş'teki Korkutucu Gelişme, Güneş Parçalanarak Soğuyabilir!