12 Aralık 2017 Salı

Dimitri Kantemir'in 300 Yıl Sonra Gelen Ziyaretçisi



Kelleyi Kurtaran Dimitri Kantemir

İstanbul ilginçliklerle doludur. Geçen gün Fener Balat Sırtından Fatih'e doğru yürürken aklıma düştü.  Daha doğrusu yolumun üstünde buldum blog yazımı. Fener Rum Lisesi'ne doğru çıkarken Merdivenli Mektep Sokak'ın girişinde Dimitri Kantemir Müzesi'ni gördüm. Gerçi ziyaret etmek için vaktim olmadı ama bahçesini gezmiş oldum en azından. Konuyla ilgili ilginç bir hikâyeyi Hürriyet'te Ersin Kalkan yazmıştı ben de size aktarayım istedim.

Yıl 1995, Romanya Cumhurbaşkanı  ülkemizi ziyaret ederek, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den, İstanbul’un Fener semtinde bulunan Dimitri Kantemir sarayının restore edilerek müzeye dönüştürülmesini rica eder. Ve yıl 1996, UNESCO bu yılı Dimitri Kantemir Yılı ilan eder. 

Dönemin İstanbul Valisi, kültür işlerinden sorumlu yardımcısını yanına çağırıp çalışma yapmasını ister. Vali yardımcısı, ertesi gün, Dimitri Kantemir’in harabeye dönmüş sarayının kapısını çalar. O sırada sarayı Milli Emlak’tan kiralamış olan eski muhtar kapıyı açar. Vali yardımcısı, "Dimitri Bey’le görüşmek istemiştik, kendileri burada mı?" diye sorar. "Biraz geç kaldınız" der kiracı gülerek, "Yaklaşık üç yüzyıl önce prens saraydan ayrıldı..."

28 Kasım 2017 Salı

Küçük İstanbul Nerede?


İstanbul kim tarafından nasıl kuruldu?


İstanbul ile Göbeklitepe'nin ne alakası var?
Büyük İstanbul burada peki Küçük İstanbul nerede? Bir maddenin, bir şehrin büyüğü olmadan küçüğü de olmaz. Eskiler derki her şey zıddı ile kaimdir. Önce büyük İstanbul ile başlayalım. İstanbul’u İstanbul yapan Büyük Konstantin’dir. Romalılar içinde bizim de olduğumuz “barbar” olarak adlandırdıkları kavimlerin istilası nedeniyle ne Roma’nın ne Milan’ın imparatorluk için güvenli bir başkent olamayacağını biliyordu. Çünkü Roma imparatorluğun sınırları Avusturya’dan Kızıldeniz’e, İspanya’dan Kırım’a dek uzanıyordu. Ona son derece merkezi ve güvenli bir anakent lazımdı. Ve Büyük Konstantin 11 Mayıs 330 yılında Büyük Konstantin, şehirlerin kraliçesine taç giydirerek İstanbul’u, Roma’nın yeni başkenti olarak tüm dünyaya ilan etti. Artık doğunun ve batının kalbi burada atacaktı.

Ve 1453’te büyük İstanbul Türklerin şehri oldu.

Küçük İstanbul kim tarafından nasıl kuruldu?


5 Kasım 2017 Pazar

Daniel Defoe Türk Casusu mu? Robinson Crouse'da Cuma!


Kıbrıs Adası'nın Cuma'ları Kıbrıs Türkleri mi?

Robinson Crouse'un Yazarı Daniel Defoe Türk Casusu mu?
Hepimizin en sevdiği ya da adını en çok bildiğimiz romanlardan biri “Robinson Cruouse” dur. Issız bir ada cümlesi kurulduğunda aklımıza gelen çağrışımların başında o roman kahramanlarından “Robinson” ve “Cuma” gelir. Peki, neden Cuma? Neden istismar edilen ezilen, ezilen, öğretilen, medeni olmayan, yaban olan “Cuma” dır. Geçen gün Kıbrıs’a uçarken aklıma takıldı. Batılılar için yaban olan Kıbrıs Türkleri, adanın Cuma'ları olarak görülüyor. Bu nobran bakışı çok yaşıyoruz. Konuyu düşüneyim araştırayım dedim, ilginç şeyler buldum! Çok şaşıracaksınız.

Robinson Crouse adlı romanın yazarının adı Daniel Defoe’yu araştırınca karşıma çok ilginç bilgiler çıktı. Daniel Defoe çok maharetli bir insan, tüccar, siyasetçi, aktivist, gazeteci ve aslında bir casus! 

“Blogger Bolat casussa kimin casusu kardeşim? Sallama hemen öyle.” 

29 Ekim 2017 Pazar

Kokoreç: İstanbul’un Sokak Lezzetleri


İstanbul'un sokak lezzetleri kokoreç
Bu blog yazımızın konusu “kokoreç!”

Kokoreç mi? Ayyy iğraanç diyenler varsa hemen ayrılsın!


Başlangıçta belki burun kıvıranlar olsa da kokoreç zamanla alışacağınız ve seveceğiniz bir İstanbul lezzetidir. İstanbul lezzetidir diyorum çünkü Blogger Bolat insanı olarak İstanbul’a gelene kadar kokoreç yememiştim. Kokoreç bir Arnavut yemeğidir. Yunanistan’da yaşayan Arnavut kökenliler tarafından İstanbul’a getirilmiştir. Sakatat seven biri olarak kokoreç’i de çok sevdim.

Kokoreç Kelimesinin Kökeni Etimolojisi


Değerli dostlar “Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne baktım. Kokoreç için Rumca kökenli: ‘Şişe sarılarak kor ateşte kızartılan, kuzu bağırsağından yiyecek’ diye yazıyor Blogger Bolat buna ne diyeceksin?” Derseniz bence yanlış derim, kokoreç Arnavut yemeğidir ve Arnavutça’dır. Blogger Bolat insanı Bayrampaşa'nın medarı iftiharı isli et ve kokoreç'e bayılır!

Peki, Arnavutça’da Kokoreç ne anlama gelir?


24 Ekim 2017 Salı

İstanbul Silüeti ve Çöpten İstanbul Mimarisi


“İstanbul’a çok yanlış yaptık”


Küçükçekmece Gölü Çarpık Kentleşme
Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, İstanbul Küçükçekmece ilçesinde konuştu “İstanbul’a çok yanlış yaptık”dedi. Dedi de ne oldu? Yapanın yanına kar kaldı. Sayın Cumhurbaşkanı tüm bunları Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Göksel Gümüşdağ’ın anne ve babasının adına Küçükçekmece’de yaptırılan Fethiye-Hasan Gümüşdağ Camii’nin açılışını gerçekleştirdi.

Küçükçekmece gölünün kenarına yapılan  o ucube binaları görmüşsünüzdür! İnsanın ağlayası geliyor! 


Küçükçekmece  gölü dünyanın sayılı lagünlerin biriyken yasaları hiçe sayan, çarpık yapılaşmanın, çevreye duyarsızlığın en önemli örneği olmaya aday! Küçükçemece gölü resmen "öldü" ve İstanbul için bir su havzası olmaktan çıkarıldı. Şehrin ortasındaki tatlı suyu kullanamayan, kullanmadığımız gibi onu berbat hale getirmeye devam eden yerel yönetimlere sahibiz! Çok önemli bir arkeolojik alan olan Küçükçekmece gölünün etrafını betona boğarak İstanbul’u ucubeye çevirenler şehir planlaması, estetik ve sanat duygusundan yoksun olmalı! Yazık değil mi İstanbul’a? Yerel yönetimlerin bir grup insana para kazandırmak gibi bir görevi mi var? 

19 Ekim 2017 Perşembe

Blog Yazarları Blogger Daphne Caruana Galizia'ya Veda!

Blogger Bolat Nedamet Getiriyor!


Türkiye’deki blog yazarları olarak kendimizi sorgulamamız gerektiğini düşünürüm. Blog denince akla, moda, kozmetik, seyahat, yeme içme gibi alanlar geliyor. Neden ülkemizin içinde bulunduğu durumlarla ilgili blog yazıları yazmıyoruz? Ya da yazamıyor muyuz? Bloggerlar olarak kendimizi oto sansüre mi tabi tutuyoruz? Kafamda deli sorular, vicdan azapları! Blog yazarları olarak kötü de bir haber aldık. Malta'nın önde gelen blog yazarlarından, Galizia katledildi. Blog yazarı yolsuzluk karşıtı yazılarıyla tanınıyordu.


Panama Belgeleri ve Blogger Daphne Caruana Galizia


Blog yazarı Galizia 53 yaşındaydı, mesleği için gözünü budaktan esirgemeyen önemli bir gazeteciydi. Yaptığı araştırma haberleri ile Muscat'ın Panama Belgeleri ile bağlantılı suçlamalar nedeniyle erken seçimlere gitme kararı almasını sağlamıştı. Muscat'ın eşinin rüşvet paralarını Panama'da gizli hesaplara yatırdığı, bu bağlamda dile getirilen iddialar arasında yer alıyordu. Blogger Daphne Caruana Galizia evinden ayrılmasından kısa süre sonra aracı patlatıldı. Blog yazarı Galizia hayatını kaybetti. Bu yıl içinde Galizia'yı sert bir şekilde eleştiren Başbakan Joseph Muscat, saldırıyı kınadı. Blogger Galizia'nın iki hafta önce polise, tehditler aldığı yönünde ihbarda bulunduğunu bildirmiş. Ne feci bir son!

2 Ekim 2017 Pazartesi

Maymun İştahlılık Deyiminin Hikayesi

Citta Slow Bir Şehir Düşlüyorum

Maymun İştahlılık Deyimin Hikayesi Kökeni

Geçen Kıbrıs'a gittik. Evler küçücük, sokaklar yine öyle. Dükkânlar da öyle. İnsanlar İstanbul'daki gibi hızlı ve çok hareketli değil. Dolayısıyla 3 günlük bir iş ziyareti 15 günlük tatil gibi geldi. Biz, hayatı illa hızlı yaşanması gereken bir şey gibi algılıyoruz. Çoğu zaman elimizdekilerin bile kıymetini bilmiyoruz. Ben CittaSlow bir şehir düşlüyorum ama İstanbul için imkansız, düş gibi! Belki Sarıyer, Kuzguncuk, Şile, Kavaklar buna uygun olabilir.

En Değerli Varlığı Zamanını Eşya Satan İnsan Nereye Gidiyorsun?


Zamanımızı eşyalar için, maaş için, ücret için, mülk için satıyoruz. Zaman satıp ev alıyoruz. Zaman satıp araba alıyoruz. Zaman satıp eşya alıyoruz. Harcadığımız “zaman” aldığımız eşya. Günün sonunda yaşlandığımızda o eşyaları satıp geçip giden günler için zaman satın alabiliyor muyuz? Hayır alamıyoruz. Geçip giden zamanın ardından öylece bakıp dalıyoruz!

Maymun İştahlılık Deyiminin Hikayesi! Maymunun İştahı Onu Tuzağa Düşürür!


Tüm bunların sebebini maymun iştahımıza bağlıyorum ben! Evet, "maymun iştahlılık" bizi tüketiyor. Yavaş yavaş öldürüyor. Bu iştah şekli bizi doyumsuzluğa sürüklüyor. Peki, maymunun iştahı başına neler açmış size bir darbımesel ile anlatayım mı?

25 Eylül 2017 Pazartesi

İstanbul'u Anlatan En İyi Yazı

İstanbul Boğazında Bolca Avlanan Orkinosları Taşıyan Hamal

İstanbul bir fildir 


Evet, İstanbul bir fildir. Herkes onu bir yerinden tutup anlatabilir. Blogger Bolat insanın en sevdiği anlatım Bahadır Baruter'in anlatımıdır. Bahadır Baruter kim mi? Karikatürist! İşte o anlatıdan bir guble..

“Düşmüş, şişmiş, çirkinleşmiş eski bir Yeşilçam aktrisine benziyor İstanbul. Parlak geçmişiyle avunan çoktan sönmüş bir yıldızı veya sefalete yuvarlanmakta olan şuursuz bir mirasyediyi de andırıyor. Üstelik hem aynı anda güngörmüş hem de görgüsüz olmayı becerebilen paspal bir kibri var. Köylülüğün,  ırzına defalarca geçmesine onursuzca boyun eğmiş olan bu hafif meşrep şehrin denizini elinden alsanız, geriye sakil bir yerleşim çöplüğünden başka bir şey kalmaz. Özüne sevgisi, saygısı eksik İstanbul’un. Hormonlu şatafatına, mütevazı küçük şehirlerin kendini bilirliğini yeğ tutarım…”

20 Eylül 2017 Çarşamba

İstanbul'dan Japonya Büyükelçiliği'ne Yürümek!

İstanbul'da Yürüme Halleri


İstanbul'da Yürüme Halleri
Bugün size İstanbul'da yürüme halini anlatacağım. Bu başlı başına bir hikayedir. İstanbul'da yürümek şehrin damarlarında dolaşmak gibidir. Ritim ister, tempo ister, cesaret ister, akışkanlık, atılganlık ister. Hızınızı yavaşlattığınız zaman illa ki birinin sataşmasına ve çarpmasına maruz kalırsınız. Kalabalığı yarıp geçme hissi yaşasanız da sizin gibi düşünen milyonlar vardır yapamazsınız. Ancak takılırsınız bir kuyruğa biri durursa illaki birinin totosuna, koluna, omzuna, çantasına çarpma halini yaşarsınız!

İstanbul'da Yürürken Blogger Bolat'ın Gözüne Çarpanlar