2 Ekim 2017 Pazartesi

Maymun İştahlılık Deyiminin Hikayesi

Citta Slow Bir Şehir Düşlüyorum

Maymun İştahlılık Deyimin Hikayesi Kökeni

Geçen Kıbrıs'a gittik. Evler küçücük, sokaklar yine öyle. Dükkânlar da öyle. İnsanlar İstanbul'daki gibi hızlı ve çok hareketli değil. Dolayısıyla 3 günlük bir iş ziyareti 15 günlük tatil gibi geldi. Biz, hayatı illa hızlı yaşanması gereken bir şey gibi algılıyoruz. Çoğu zaman elimizdekilerin bile kıymetini bilmiyoruz. Ben CittaSlow bir şehir düşlüyorum ama İstanbul için imkansız, düş gibi! Belki Sarıyer, Kuzguncuk, Şile, Kavaklar buna uygun olabilir.

En Değerli Varlığı Zamanını Eşya Satan İnsan Nereye Gidiyorsun?


Zamanımızı eşyalar için, maaş için, ücret için, mülk için satıyoruz. Zaman satıp ev alıyoruz. Zaman satıp araba alıyoruz. Zaman satıp eşya alıyoruz. Harcadığımız “zaman” aldığımız eşya. Günün sonunda yaşlandığımızda o eşyaları satıp geçip giden günler için zaman satın alabiliyor muyuz? Hayır alamıyoruz. Geçip giden zamanın ardından öylece bakıp dalıyoruz!

Maymun İştahlılık Deyiminin Hikayesi! Maymunun İştahı Onu Tuzağa Düşürür!


Tüm bunların sebebini maymun iştahımıza bağlıyorum ben! Evet, "maymun iştahlılık" bizi tüketiyor. Yavaş yavaş öldürüyor. Bu iştah şekli bizi doyumsuzluğa sürüklüyor. Peki, maymunun iştahı başına neler açmış size bir darbımesel ile anlatayım mı?

Bugün sıfat olarak kullandığımız maymun iştahı maymunun yakalanması için kurulan tuzaktan adını alıyor! Maymunun iştahını bilen insan ona tuzağı şöyle hazırlıyor. Önce iyi bir hindistan cevizi bulunur. O cevizin içi üstten iyice oyulur. Sonra içi oyulan hindistan cevizinin içine maymunun seveceği bir yiyecek konur. Hindistan cevizi bir ağaca iple asılır. Maymun hindistan cevizini görür merakla elini açılan Hindistan cevizi oyuğuna sokar. Hindistan cevizinin içinden yiyeceği almaya çalışan maymun elini oyuktan çıkaramaz çünkü eline yiyeceği almış ve avucu şişmiştir. Maymun yiyeceği bıraksa elini çıkaracaktır ama işte maymunun doyumsuz iştahı bunu engeller. Maymunun bu iştahı kendini yakar çünkü o yiyeceği almaya çalışırken avcılar gelip tuzaktaki maymunu yakalar. Maymunun açgözlülüğü yiyeceğe olan düşkünlüğü onu tutsak etmiştir. Maymunun yiyeceğe olan tamahı onun özgürlüğünü yitirmesine neden olmuştur!

Şimdi düşünelim! Maymundaki o tamah etme duygusu bizde yok mu? Var, fazlasıyla var. O maymun iştahlarımız özgürlüğümüzü, zamanımızı satın almadı mı? Özgürlüğümüzü, zamanımızı daha nasıl hovardaca harcayabiliriz ki!



25 Eylül 2017 Pazartesi

İstanbul'u Anlatan En İyi Yazı

İstanbul Boğazında Bolca Avlanan Orkinosları Taşıyan Hamal

İstanbul bir fildir 


Evet, İstanbul bir fildir. Herkes onu bir yerinden tutup anlatabilir. Blogger Bolat insanın en sevdiği anlatım Bahadır Baruter'in anlatımıdır. Bahadır Baruter kim mi? Karikatürist! İşte o anlatıdan bir guble..

“Düşmüş, şişmiş, çirkinleşmiş eski bir Yeşilçam aktrisine benziyor İstanbul. Parlak geçmişiyle avunan çoktan sönmüş bir yıldızı veya sefalete yuvarlanmakta olan şuursuz bir mirasyediyi de andırıyor. Üstelik hem aynı anda güngörmüş hem de görgüsüz olmayı becerebilen paspal bir kibri var. Köylülüğün,  ırzına defalarca geçmesine onursuzca boyun eğmiş olan bu hafif meşrep şehrin denizini elinden alsanız, geriye sakil bir yerleşim çöplüğünden başka bir şey kalmaz. Özüne sevgisi, saygısı eksik İstanbul’un. Hormonlu şatafatına, mütevazı küçük şehirlerin kendini bilirliğini yeğ tutarım…”

20 Eylül 2017 Çarşamba

İstanbul'dan Japonya Büyükelçiliği'ne Yürümek!

İstanbul'da Yürüme Halleri


İstanbul'da Yürüme Halleri
Bugün size İstanbul'da yürüme halini anlatacağım. Bu başlı başına bir hikayedir. İstanbul'da yürümek şehrin damarlarında dolaşmak gibidir. Ritim ister, tempo ister, cesaret ister, akışkanlık, atılganlık ister. Hızınızı yavaşlattığınız zaman illa ki birinin sataşmasına ve çarpmasına maruz kalırsınız. Kalabalığı yarıp geçme hissi yaşasanız da sizin gibi düşünen milyonlar vardır yapamazsınız. Ancak takılırsınız bir kuyruğa biri durursa illaki birinin totosuna, koluna, omzuna, çantasına çarpma halini yaşarsınız!

İstanbul'da Yürürken Blogger Bolat'ın Gözüne Çarpanlar


9 Eylül 2017 Cumartesi

Sardalya Balığının Sağlığa Faydaları Nelerdir?


Sardalya Balığı Yemenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?


Sardalya Balığının Sağlığınıza Faydaları
Biliyorsunuz Blogger Bolat insanı balığın hastasıdır. Eylül ayı balık avı sezonunun başlaması nedeniyle Blogger Bolat insanının başının tacıdır. Doğadan gelen mucize sadalya balığı! Bazılarımız ona "sardalye" diyor ama yanlış doğrusu "sardalya". Sardalya yemek beyni açmanın, kafayı çalıştırmanın en önemli yoludur. Sardalya balığı tüketelim güzelleşelim. 

Cidden ama sardalya güzelleştiriyor cildinize iyi geliyor. Kendimi bir ara Osman Müftüoğlu modunda buldum. İstanbul'da yaşayanlar çok sanslı tezgahlarda birbirinden güzel sardalyalar pul pul parıldıyor.

Ama ne olur zaten yağlı olan bu balığı bir de tavada bol yağda yapmayın onu onurlandırmak için teker teker az yağlanmış tepsiye dizerek fırında yapın. Evde çocuğunuz varsa onu bu şifadan mahrum etmeyin. Okullar açılıyor sardalya mevsimi bitmeden bol bol sardalya yesin.

31 Ağustos 2017 Perşembe

Hangi Balık Ne Zaman Yenir? Balık Takvimi Nasıldır?

2017-2018 Balık Avı Sezonu 1 Eylül 2017 Tarihinde Başlıyor

Balık Takvimi - 2017-2018 Balık Avı Sezonu Başlangıcı

2017 balık avı sezonu ne zaman açılıyor? 2017 balık avı sezonu 1 Eylül 2017 itibari ile başlıyor. Bu yıl yine tezgahlarda bolca palamut göreceğiz, lüfer de oldukça verimli gözüküyor. Balıklar A, B1, B2 ve D vitaminleri ile iyot, çinko, fosfor, mineralleri açısından zengin besin kaynaklarıdır. Yine N–3 yağ asitleri balık yağında bulunur ve sağlığınız için önemlidir. 

Özellikle hamsi, sardalya, istavrit gibi balıkları kılçıklarıyla yerseniz bolca kalsiyum almış olursunuz.

2017 balık fiyatları nasıl olacak?


27 Ağustos 2017 Pazar

İstanbul'un Mimarlık ve Kültürel Kimlik Sorunları

Şehir planlamasında kültürel kimlik sorunları




İnşan yaşadığı yerle bir bütündür. Çevre yalnızca kilometrelerce ötemizdeki dağlar, ırmaklar, ovalar  değil! Çevre dediğimiz yer oturma odamız, bahçemiz, mahallemizdir. Oturduğumuz binalar, parklarımız, mahallemiz ne halde? Tüm bunları derli toplu ifade etmemiz gerekmez mi?


İstanbul'un 2. gecekondulaşma dönemi


İstanbul ne yazık ki ikinci gecekondulaşma serüveninin zirvesinde. İstanbul, çirkinlik abidesi yapıları, mimariden yoksun altyapısı ile gelecek kuşaklarımızı sıkıntıya sokacak bir hale geldi. Türkiye'nin ve İstanbul'umuzun en büyük yoksunluğu ve yoksulluğu ne yazık ki mimaridir. Bugün içinde yaşadığımız mimarlık mesleği estetik ve kültürden bihaberdir.

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Hapı Yutmak Deyimi ve Hikayesi

İstanbul hapı nasıl yuttu?



İstanbul'da gençliğin bir kısmı hapı yuttu. Yutmaya da devam ediyor. Terör şebekelerinin pazarladığı türlü, çeşitli uyuşturucu haplar, şehrin gençlerini çürütmeye devam ediyor. Bir çok aile yavrularını kurtarmak için mücadele veriyor, çırpınıyor!

Gençlik hapı yutuyor dedik. Hapı Yutmak deyimi de maalesef İstanbul'dan çıkmış bir deyimdir. Kötü bir durumda olduğumuzu anlatan bu deyimin çıkış öyküsüne, hapı yutmak deyiminin kökenine, etimolojisine bakalım! Efenim, şöyle ki:


Hapı yutmak deyiminin ortaya çıkış öyküsü


Osmanlı İmparatorluğunun bağımlılıkla mücadelesiyle ünlü Padişahı IV. Murad tahttadır. Sarayın hekimbaşısı olan doktor Emir Çelebi'nin bir uyuşturucu türü olan afyon kullandığı ihbarı yapılır. İhbarcıya göre Emir Çelebi afyon haplarını kuşağında taşımaktadır. Padişah Emir Çelebi'ye güvenen biri olmasına rağmen. Hekimini huzuruna çağırır!

7 Ağustos 2017 Pazartesi

Lahanacılar, Bamyacılar İstanbul'un Tarihi Spor Takımları

Blogger Bolat ve Sevdiği Şehirler


Amasya, Tarihi Yazan Şehir
Beni bir süredir takip edenler bilirler. Sevdiğim şehirler vardır. İstanbul, Amasya, Ankara ve Çorum, Mağusa. İstanbul’u severim! Kim sevmez ki! Amasya baba toprağım ata toprağım! Ankara DTCF’li öğrencilik yıllarım! Çorum, Anadolu’nun en karakteristik toprağına sahiptir. Çorumluları da ayrıca severim! Mağusa, Türkiye’nin derdinden kederinden, sıkıntısından kurtulup Yavru vatanım KKTC ve onun en güzel şehri! O kafa dağıtmak için birebir.

Türk Tarihinin İlk Spor Takımları Bamyacılar ve Lahanacılar


29 Temmuz 2017 Cumartesi

Korku Dağları Bekler! Sakın Korkma!

Korkuyu pazarlamak!

Korku Dağları Bekler Ne Demek?

İstanbul'dan kaçın diyorlar. İstanbul'dan nereye kaçacaksın? İstanbul'dan nereye gideceksin? "Korku dağları aşırır" der atalar! Bu duygunun pirim yaptığını bilen bir çok akademisyen demeç veriyor! Kaçın! Ama nereye? 

Gelin size bir hikayeyi aktarayım:

Bir zamanlar etrafı yüksek duvarlarla örülmüş tek bir girişi olan bir şehir varmış. Günlerden bir gün bu şehrin kapısının önüne kocaman elleri, kocaman kolları ve devasa vücuduyla bir dev gelip oturmuş. Günlerce kimse dışarıya çıkamıyor, dışarıda olanlar da şehre giremiyormuş. Birisi şehirden çıkmaya çalışsa, dev kızılcık ağacından yapılmış zopasını sağa sola savurarak insanlara dehşeti yaşatıyormuş.