23 Temmuz 2016 Cumartesi

Liyakatsizliği kurumsallaştıran Terör Şebekesi!

Biraz Sabır Liyakatsizliği kurumsallaştıran Terör Şebekesinden Kurtuluyoruz

15 Temmuz Darbe Girişimi İstanbul Boğaziçi Köprüsü

Türkiye, benim çocukluk yıllarımda yaşadığım cuntayı, darbeyi benim çocuklarıma da  İstanbul'da yaşattı! 

Bir Baba olarak öfke doluyum! Ama bir yandan da sevinçliyim! 

Amerika'nın çektiği kayığa binen Kainat İmamı! Vatan hainliği limanına demirledi!

Toplumun bir kısmının “cahil” diye hor gördüğü bu halk canını hiçe sayarak sokağa çıktı! Toplum kenetlendi.

Yandaş, candaş, liboş gibi türlü belden aşağı atışlara karşın Türk medyası kahramanca direndi! 

Siyasetçimizi çok hırpalamıştık ama onlar da davranması gerektiği gibi davrandı! 

Türkiye kazandı! Çocuklarımız kazandı.

Ve Türkiye “liyakatsizliği kurumsallaştıran” bir terör şebekesinden kurtuluyor, kurtulacak…

OHAL’se OHAL

SIKIYÖNETİM’se SIKIYÖNETİM!

Bu habis tümör Türkiye Cumhuriyeti bünyesinden temizlensin!


Yaşasın “Liyakat”

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!


Not: Blogger Bolat, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili ayrıca detaylı bir blog yazısı daha yazacak. Bu giriş mahiyetinde olsun!

4 Temmuz 2016 Pazartesi

YInMn Blue, Maviler, Yeşiller, Nika Ayaklanması Renklerin Dili

Renklerin dilimize ve kimliğimize etkisi

Yeni Rengimiz YInMn Blue

Renkler insanın hayatında önemli bir yer tutar. Renksiz bir hayat çok yavan olurdu değil mi? Peki, sizin hayatınız renkli mi?  "Renksiz" olmamasını umuyorum. Sana ne benim hayatımın renkli olup olmaması Blogger Bolat dersen renk vermem, tamam der geçerim. Hayatım oldum olası renkli olmuştur, her zaman renk vermişimdir, ortada olmak güce göre şekillenmek karakterime ters, Allah beni böyle yaratmış ne yapabilirim. 

Belki de İstanbul'u çok renkli çok kültürlü olduğu için seviyorum. Bu şehrin her tarafından renk fışkırıyor. İstanbul'u hangi rengin temsil ettiğini düşünüyorsunuz? Bazıları buna mor diyor, impatarorluk rengiymiş, erguvan rengiymiş oysa içimdeki hisler bu şehrin asıl renginin "mav"i olduğunu söylüyor. İstanbul'un rengi neden mavidir?

Çünkü ortasından deniz geçtiği için. Martı ile denizi bütünleştirdiğim için olmalı. Belki de bir yanım hala Sarıyerli olduğu içindir ki benim için İstanbul mavi renklidir. Mavinin çeşitlerine bir yenisi daha eklendi "YInMn Blue" adlı bu renk insanlığın yeni renk keşfi olarak Oregon Üniversitesi Kimya laboratuvarında bir kimyager tarafından keşfedildi.

1 Temmuz 2016 Cuma

"Kız gibi ağlama", "insan olan herkes ağlar baba"

Nil Karaibrahimgil
Geçen gün oğlum Teoman'a çok kızdım, o kadar sinirlenmişim ki içimden bir Nemrut yükselmiş "kız gibi ağlıyorsun" demişim! Çocuk tokat gibi cevabı yapıştırdı. "Neden kız gibi diyorsun baba insan olan herkes ağlayabilir!" dedi.

Kendimden hiç bu kadar utandığımı bilmiyorum. Sonra kızım Öykü ile yüz yüze geliyoruz, henüz iki yaşında olmasına rağmen bana boş boş bakıyor, kendimden nedamet geçiriyor, utanıyor, utanıyor ve iki çocuğuma sarılarak ağlıyorum. 

Nil Karaibrahimgil'in o "Orkid" reklamı geliyor aklıma. Aslında firmanın ne kadar anlamlı bir kampanya yaptığını anlamış oldum. Yetiştiğimiz ortamın üzerimizde o kadar etkisi var ki, o kara bilinçaltından fırlayıveriyor yılların sarmalı! Her şey geleneklerin etrafında şekilleniyor, iyi olan geleneği, iyi olan adeti, iyi olan örfü alacağınız kötüyü almayacağız. Bunu bilir bunu söylerim.

27 Haziran 2016 Pazartesi

İzzet Çapa Huffington Post Blog'da Yazıyor

İzzet Çapa Amerikalılara İstanbul'u Anlatacak

Üsküdar - Kuzguncuk - Üryanizade Camii

Bugün size blog ile başlayıp bir dünya devi haline gelen Huffington Post’tan bir haber ileteceğim. Haberimiz şudur: İstanbul eğlence dünyasının tanınan isimlerinden İzzet Çapa artık ABD’nin en büyük haber portalı Huffington Post Blog'da  köşe yazmaya başladı. İlk yazısının başlığı “Dünyanın yeni bir Nuh'un gemisine ihtiyacı var”  başlığını taşıdı. Kuzguncuk’u anlatan İzzet Çapa, bu semt üzerinden İstanbul'un çok kültürlülüğüne vurgu yapmış. Buradan da anlaşılıyor ki İzzet Çapa İstanbul’umuzu Amerikalılara daha fazla tanıtacak bir mecraya sahip oldu.

Hayırlı olsun İzzet Çapa diyorum.


Kuzguncuk demişken, bu semtle ilgili kısa bir bilgilendirme de yapmış olalım. Kuzguncuk ismini Evliya Çelebi’ye göre buraya yerleşmiş “Kuzgun Baba” adlı bir veliden almış. Üsküdar ilçemizin güzide semtlerinden biri olan Kuzguncuk bostanları ve yalılarıyla meşhurdur.

Kuzguncuk denince Blogger Bolat’ın aklına: Çınaraltı Çay Bahçeleri, Börek, Fethi Paşa Korusu, Fethi Ahmed Paşa Yalısı, Anason kokan Tekel binası ve deniz kenarındaki şirin Üryanizade Camii,  Kumral Ada-Mavi Tuna kitabı, Ekmek Teknesi dizisi, İsmet Baba Restaurant gelir.

İzzet Çapa'nın Huffington Post Blog yazısı

The Blog


Fotoğraf Kaynak: Wikipedia.org/kuzguncuk

21 Haziran 2016 Salı

Vitali Minolov'un Konstantinopolis Hayalleri!

"Köpeklerin duası kabul olsa gökten kemik yağardı"


Vitali Minolov'a Fausto Zanaro Tablosu -1453
Rus medyasından bir haber aktarıldı. Rusya’da meclis üyesi Vitali Minolov,  Rusya başbakanı Dimitri Medvedev’e mektup yazarak Rusya’da İstanbul’un adının resmi olarak “Konstantinapolis” olarak değiştirilmesini istemiş.

Ah ah insanın canı neler istemiyor ki Vitali Minolov!


Sana diyeceğim şudur Vitali Minolov, biz Türkler zaten bu ismi kabul eder, gerekli hallerde atalarımız Osmanlıların kullandığı gibi kullanırız. Bak şimdi ben de kullanıyorum "Konstantinopolis'i seviyorum" oldu mu? Rahatladın mı, eğer rahatlamadıysan Bolşeviklerin ana vatanından sürdüğü Vilamidir Simirnov hadi Fransızların deyişi ile Vladimir Simirnorff'un 1920 yılında İstanbul'da kurduğu Smirnorff votkasından al rahatlama yardımcı olur Vitali!

Konstantin’e bu şehri kurduğu için minnettarız!


Bu bağnazlık bu yobazlığın nedeni hala İstanbul’un kuyruk acısıysa umarım o acın kıyamete kadar sürer Vitali Minolov!
Biz de bir İstiklal Marşı var Vitali oku feyz alırsın!
Korkma diye başlar milyonlarca çocuğumuz!

Sen de korkma Vitali Minolov!


18 Haziran 2016 Cumartesi

Hakkı Devrim Anısına "Benseverlik", "Elseverlik

Hakkı Devrim ve Dil Sevgisi

Güle Güle Hakkı Devrim Baba!

Hakkı Devrim'le Radikal’de çalışırken birkaç kez sohbetimiz etmişliğimiz olmuştu. Etimolojiye olan merakımı duyunca “tebrik ederim çocuk” demişti.
O Doğan Medya Center içindeki Pir’imdi. Terk-i diyar edişine çok üzüldüm. Kimse dünyaya kazık çakamayacağına göre gün gelip "emr-i hak vaki olunca" biz de göçeceğiz buralardan Hakkı Baba!

Öyle bir çağı yaşıyoruz ki bencillik tavan yaptı. Bunun en büyük göstergesi Selfie çılgınlığı her gün onlarca insan aptal saptal selfie çekme çabasıyla ölüyor.
Geçenlerde Şişli Metro Osman Bey durağında selfie çekmek isteyen bir kız raylara düşeyazdı! Bu aptallık neden?

Peki bu bencillik neden?


Bakıyorsun sosyal medyada herkes şok mutlu herkes şok güzel, herkes şok akıllı! Kitap okumaya vakit bulamadığından şikâyeti olan milyonlarca insan her nasıl oluyorsa sosyal ağlarda günde ortalama 3 saatini harcıyor.

Hakkı Baba, insanlığın okumayı, yazmayı unutacağını düşünüyorum! Mağara duvarlarındaki sembollerden bin yıllar boyunca geliştirdiğimiz yazı türleri, emoji’ye kadar ilerledi.

Eskiden şunu yaptım bunu ettim, şunu yedim bunu içtim demek garipsenirdi. Olanı var olmayanı var. Oysa şimdi görgüsüzce göze sokma çağı görgüsüzce paylaşma zamanı! Kusana kadar paylaş!

Tüm bunlara kendimi dahil ederek yazıyorum!

Burada iki kavram var sosyolojik açıdan. Biri “benseverlik” yani bencillik ve egoizm diğer kavram ise alturizm diğer adıyla elseverlik.


İki zıt kelime "bensever" ve "elsever"


15 Haziran 2016 Çarşamba

Lagari Hasan Çelebi: İsa Peygamberle Konuşmaya Giden Türk

Bugün birbirimizle mücadele etme zamanı değil

Lagari Hasan Çelebi Uçuyor
Bugünlerde zihnimi kurcalayan bir şey var. Bilimden uzaklaştığımız hissine kaplıyorum. Belki de hislerim beni yanıltıyordur. Üniversitelerimiz arttı ama bilim üretememe sıkıntımız devam ediyor. Oysa Farablı imam İsmail Cevheri, 1010 yıllarında Nişabur Camii’nde uçma denemesi yaparken hayatını kaybetti. Sonra Hezarfen Ahmed Çelebi’yi düşünün Okmeydanı’nda onca denemenin ardından Galata Kulesi’nden uçmayı başaran ilk Türk oldu. İstanbul onun kanatlarının altındaydı. Roketle dikey uçuş yapmış ilk insan Lagari Hasan Çelebi’ye ne demeli!


Maytap gibi havaya uçan Türk, Lagari Hasan Çelebi


Lagari Hasan Çelebi, uçma tutkusunu Osmanlı padişahı IV. Murat'ın kızının doğum günü kutlamalarında sergilenmiştir. Rivayet edilir ki uçmaya giderken neden bunu yaptığını soran padişaha "Padişahım, seni hudâya ısmarladım, İsa peygamber ile konuşmaya gidiyorum" diyerek Sarayburnu’ndan havalanmış ve yaklaşık 300 metre kadar yükseldikten sonra, kendisine bağlı bulunan kanatlar sayesinde Boğaziçi'ne oldukça yumuşak bir iniş yapmıştır. Evliya Çelebi bu olayı şöyle anlatıyor: “…barutu kalmayıp da zemine doğru nüzul ederken, ellerinde olan kartal kanatlarını açıp Sinanpaşa Kasrı önünde deryaya indi.” Lagari Hasan Çelebi, sultanın huzuruna gelip “Padişahım, İsa peygamber sana selam etti” diyerek latife yapmıştır. İlk önceleri sultan tarafından da desteklenen Hasan Çelebi, daha sonra din ulemâsının baskılarıyla yargılanmış ve çok sevdiği İstanbul’dan Kırım'a sürgüne gönderilmiş ve Kırım’da hayatını kaybetmiştir.


Kendi kendimizle neden savaşıyoruz?


12 Haziran 2016 Pazar

Blogger Fehmi Koru Aramıza Hoş Geldin

Blog yazmak Özgürlüktür


Fehmi Koru - Hürriyet
Oto sansürü ve suskunluk sarmalını saymazsak biz blog yazarları, keyfimizin kahyası, kahyamızın da efendisi konumunda kendi halimizde yazmaya çalışırız. Gazeteci Yazar Fehmi Koru, gazeteci ve yazar sıfatına, unvanına bir yenisini daha ekledi ve blogger Fehmi Koru oldu. Evet, Fehmi Koru blog yazarı olarak aramıza katıldı. Zaman, Yeni Şafak, Star Gazetesi gibi gazetelerde köşe yazmış ama bir süre önce işten ayrılıp (belki de ayrılmak zorunda bırakıldı bilemiyoruz) bizler gibi kendi bloğunu kurdu. Köşesini okur takip ederdim yalanını söyleyemeyeceğim, televizyon programları dışında takip ettiğim bir yazar değildi. Ama kim ne derse desin birikim sahibi bir insan!

Fehmi Koru bir kaç blog denemesinden sonra bu sefer ciddi ciddi seri blog yazıları yazacak gibi görünüyor.

Blogger Fehmi Koru ilk yazısını yazdı. Yazısının başlığı: “‘İslâm’ diye diye, İslâm elden gidiyor...”