26 Nisan 2008 Cumartesi

Cemiyet-i Ticariye'den İstanbul Ticaret Odası'na


Geleneksel Osmanlı loncaları daha sonra Cemiyet-i Ticariye'den İstanbul Ticaret Odası'na dönüştü. Batının hızla gelişmesine ayak uydurmaya çalışan devlet 25 Haziran 1876'da Meclis-i Ticaret ve Ziraat’i kurdu. Bu kurum uzman ve entelektüel danışmanlık hizmeti veriyordu.  1880'de kurulan Dersaadet Ticaret Odası'nın çekirdeğini oluşturuldu amaç devletin çöküş yaşadığı bir dönemde ekonominin kurtarıcısı olması umuluyordu. 1910 yılında İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası adını alan Oda; 1923'te Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, İzmir İktisat Kongresi'ni izleyen yıllarda çehresi, işlevi, görev ve sorumlulukları hızla değişti. 1925 yılında yayımlanan Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu'nun ardından, Yönetmeliklerin çıkması, Türkiye'deki birçok Oda'ya olduğu gibi İstanbul Ticaret Odası'na da hukuksal altyapı sağlayarak, tüzel kişilik haline getirdi. Odalara tüzel kişilik hakkı sağlamasının yanı sıra, 14 Mayıs 1925'te yürürlüğe giren 655 sayılı Kanun ile de ticari faaliyette bulunan herkesin Odalara üye olması zorunlu hale getirildi. İTO, 30 Mayıs 1952 tarihinde  bugünkü adını almıştır. 1925 yılında 4.Vakıf Han’daki binada hizmet vermeye başlayan Oda; 1970 yılından itibaren Haliç kıyısında yaptırdığı binada hizmetlerine devam etmiş ve 2000 yılının Eylül ayından itibaren ise; metruk halde iken restore edilerek, faaliyete geçirilen Eminönü'ndeki, 21.yüzyıla yakışır teknoloji ve konforla donatılan yeni binasında; başta üyeleri olmak üzere İstanbul'a ve ülkemize hizmet vermeye devam etmektedir. 2001 
yılında büyük bir girişime dönüştürülerek Atatürk Türkiye'sini yeni bin yılda yönetecek genç beyinleri evrensel çapta hayata hazırlamak üzere "Vakıf Üniversitesi" statüsünde İstanbul Ticaret Üniversitesi'ni kurmuştur.