8 Temmuz 2010 Perşembe

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde okumak

Mekteb-i Şahane-i Nefise

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi



Keşke dediklerim arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde okumak da vardır. Neden böyle söylüyorum kısaca anlatayım. Bir gün Üniversitenin kütüphanesine gittim. Çocuklar o kadar beyefendi kızlar o kadar hoş ki öyle aptal aptal bakındım. Hem yetenekli hem kibarlar. Zaten öyle olmasalar o okulda olmazlardı herhalde. Bir üniversite düşünün kampüsü dünyanın incisi İstanbul Boğazı’na bakıyor. Bir kantin düşünün boğazın dalgaları duvarını yalıyor.

Mekteb-i Sanayi-i Şahane


Neyse efenim, eski adı Mekteb-i Sanayi-i Şahane adıyla hayranı olduğum müzecimiz Osman Hamdi Bey tarafından 1882 yılında kurulur. Bence Osman Hamdi Bey adına bir güzel sanatlar fakültesi açılmalıdır. Osman Hamdi Bey bunu hak etmiştir. Estambul'a böyle bir üniversite yakışır. Yetkililere duyurulur.

Osmanlı Hamdi Bey


Osman Hamdi dedin mi akan sular durulur bende.  Osman Hamdi Bey aslında günümüzün insanına bile dar gelen sıfatları yıllar önce giymiştir. Arkeologdur, müzecidir, ressamdır, paşadır, yöneticidir. Bu güzel okul ülkemizin ilk sanat ve mimarlık yüksek okuludur.

Ne garip tesadüf yahu. Hem mimarlığa hem de sanat ayrı bir düşkünlüğüm vardır. Bu şahane kurum, 1928’de Güzel Sanatlar Akademisi adını alır ve böylece ülkemizde Akademi unvanını alan ilk yüksek öğretim kurumu olur. 1982 yılında çıkarılan bir kararname ile üniversiteye dönüşerek Mimar Sinan Üniversitesi adını alır. Gönlümüzdeki yeri pek ayrıdır. Okunası, gidilesi, sevilesi bir okuldur. Keşke mezunu olma şerefine de erişebilseydik.