12 Temmuz 2010 Pazartesi

İstanbul Rasathanesi ve Yapılaşma


Kandilli Rasathanesi


Eski adıyla "Rasathane-i Amire" yeni adıyla Kandilli Rasathanesi" 1868 yılında Pera caddesinde bugünkü İstiklal caddesi üzerinde Della Suda eczanesinin karşısında açılmıştır. Rasathane önceleri astronomi rasathanesi olmayıp, meteoroloji merkezi bürosu şeklinde kullanılmıştır.

Gözlemler 74 metre yükseklikte Pera tepesi üzerinde yapılmaktaydı. Ancak 1872 yılında yayınlanan Salnamelerden öğreniyoruz ki daha sonraları Astronomi Rasathanesi olma çabaları içine girmiştir. Bu 1872 salnamesinde astronomi takvimi yer almış olup, gezegenler, kuyruklu yıldızlar, yıldız zamanının güneş zamanına dönüştürülmesi, enlem tayini gibi konulardan bahsedilmektedir.

Osmanlı Devleti tarafından kurulan ilk rasathane Takiyeddin Efendi tarafından kurulan İstanbul Rasathanesi’ydi. Sultan III. Murad’tan alınan irade ile kurulan rasathane, devrin şeyhülislâmının rasadın getireceği uğursuzluklardan bahsetmesi üzerine yine padişah emriyle yıktırıldı.

Bu rasathanedeki aletler daha sonra Maçka Topçu Kışlası okulunun karşısındaki binaya nakledilmiş ancak 12 Nisan 1909 31 Mart ihtilalinde şeriatçı askerler tarafından Rasathane tüm aletleri ile beraber tahrip edilmiştir.

Dua edelim ki bugün bu zihniyette askerlerimiz yok. İstanbul'daki Kandilli Rasahtanesinin el yazmaları UNESCO tarafından Dünya Mirası kapsamına alınmıştır. Rasathane aslında belirli günlerde halkın görmesi için açılmalı ki çoluk çocuk astronomiye, gök bilimlerine merak salsın. İnovatif bir şeyler yaratabilsin.

Bugün Kandilli Rasathanesi bir araştırma merkezi gibi çalışmaktadır ve tam adı Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Merkezi şeklindedir. Rasathane jeolojik ve astrolojik olayları incelemektedir. İstanbul Üniversite Beyazıt Kampüsünde de bir adet rasathane vardır ama İstanbullu hatta öğrenciler bile bilmez!

Son olarak Allah hepimizi beklenen büyük İstanbul depreminden korusun, Estambul’u yönetenlere de zihin açıklığı ve ciddiyet versin diyorum. İstanbul yeniden yapılaşmaya başlamalı ama bu yapılaşma şehri tahrip etmemeli, İstanbul’un Constantinople’den bu yana oluşmuş silüetini bozmamalıdır.