12 Ekim 2010 Salı

Oryantalizm ve Çağdaş Sanat Üzerine



Dünyanın sanat merkezlerinde doğuya ilgi artıyor ama oryantalist bakışı hala geçerli. Bence amaç doğuluları tanımak değil. Oryantalistlerin bence amaçları; tatmin olmak, zenginleşmek, bakış açılarını geliştirmek. Herkese göre farklı bir doğu, herkese göre farklı bir İslam anlayışı. İşin kötüsü doğulu aydınların da bir çoğunun oryantalist bakış açısına sahip olmaları. Peki neden böyle oluyor. Bizim aydınlarımız nasıl oryantalist bakışa sahip olabilir? Bence beslendikleri kaynaklar itibariyle böyle bir yan etki oluşuyor. E böyle de olunca bakış açıları şaşı oluyor. Örneğin İlk Osmanlı fotoğrafçıları ve saray fotoğrafçıları Abdullah Biraderler ve Basile Kargopoulo gibi isimler İstanbul fotoğraflarını uluslararası fuarlarda sergilediler ve Avrupalı çeşitli kurumlar tarafından ödüllendirildiler. Buradaki paradoks Osmanlılı sanatçılar tarafından uluslararası fuarlarda temsil edilen fotoğrafların da oryantalist ve egzotik söylemler içirmesiydi.

Oryantalizmin Viyana Kilise Konseyi tarafından kurulan oryantal diller ve kültürler kürsüleriyle başladığını bilirseniz. Aslında ne demek istediğimiz anlaşılmış olur. Bugün doğululara bu bakış açısı hala sürse de en keskin şekliyle oryantalizm,14. Yüzyıl’da Almanya, İngiltere ve Fransa’da yaşanmıştır. Bugün de bu bakış açısını geliştirmek isteyenlerin en rağbet ettikleri şehirler Bağdat, Şam, Kahire, Beyrut, Lahor’dur. Birde çakma oryantalistler vardır, ki onlar İstanbul’da trafikte deve göreceklerine inanacak kadar saftoriktirler.