5 Kasım 2010 Cuma

Hayat Mebat Meseleleri

Fincancı Katırlarını Ürkütmek 
Bir arkadaşım attığı mailde dert yanmış. Söylediğim doğru sözlerden zarar gördüm başımı derde soktum diyor. Aslında ceviz kabuğunu doldurmayacak kadar lokal şeyler. Her doğru her yerde söylenmez. Doğruları söylerken insanları incitmemeli, üslubu, adabı ve yerindeliği gözetilmelidir. Biz bunu aslında “Fincancı katırlarını ürkütmemek “şeklindeki deyimle özetlemişiz.  Belki bu deyimin nasıl türediğini bilmeyenler vardır diye yazıyorum.

Türk zekâsının, kıvraklığının, yaratıcılığının ve Türk mizahının timsali olan ve milletimizin insanlık âlemine hediye ettiği büyük Türk düşünürü Hoca Nasrettin’i minnetle anarak. Etimolojik hikâyeyi size sunuyorum.

Hoca Nasrettin bir gün öbür tarafta neler olduğunu merak etmeye başlar! Günler ayları kovalar içindeki bu merakı bir türlü bastıramaz! Durumu hanımefendi ile paylaşır akıl ister lakin bir türlü içindeki merak ateşini söndüremez. Bir gün aklına dâhiyane bir fikir gelir. İki yıl önce yol kenarındaki mezarlıkta çöken mezara girip yerinde keşif yapacaktır. Durumu karısına açıklar kadın:

“Yapma etme herif”  dediyse de Hoca’yı ikna edemez.

Hoca Nasrettin akşam alaca karanlığı çökerken mezara girer, olacakları beklemeye başlar. Sorgu meleklerini beklemeye başlar. Bir dakika beş  dakika on dakika derken Hoca umudunu kesmek üzereyken uzaklardan bir gümbürtü, homurtu kopmaya başlar ki sormayın gitsin! Rap Rap tap turp, sesler gitgide yaklaşır hocanın yüreği ağzındadır. Durumdan tırsıp:

“Ulen başlarım böyle işe sağken mezara mı girilir.” diyerekten fırlar yerinden atar kendini yola.

Bu arada yoldan kervan geçmektedir, develer, eşekler, atlar ve katırlar ürküp çil yavrusu gibi dağılırlar. Önceleri soğukkanlılığını kaybedip tırsan kervancılar mezardan çıkan adamın yürüyüp sallana sallana gittiğini görünce ipler kopar!  Vaay sen misin bunu yapan bu kadar değerli fincanın, eşyanın kırılmasına sebep olan mel-un herif deyip Allah ne verdiyse girişirler Hoca’ya.

Akşam Hoca Nasrettin’i karısı merak içinde beklemektedir. Acaba mezarda neler olmuştur? Sorgu sual melekleri gelmiş midir? Bu arada kapı çalar ve Hoca içeri girer eli yüzü yara bere içinde, üstü başı hırpalanmış haldedir. Kadın merak eder:
Hayırlar olsun Hocam öbür tarafta neler oluyor?
Fincancı katırlarını ürkütmezsen hiçbir şey olmuyor hahım!

Not: Yukarıda yazmış olduğum etimolojik hiyaye için çok önemli bir kitabı referans gösteriyorum. Bu kitap Sühely Ünver Hocamızın işareti ile önem kazanmış olan Seyyit Burhanettin Çelebi tarafından yazılan ve halen orijinal nüshası Afyon İl Halk Kütüphanesinde(Gedik Ahmet Paşa Kütüphanesi) bulunan Letaif-i Nasrettin Hoca’ Burhaniye’sidir. Bu kitaba göre Hoca ölümü alaya alır, yalancıktan ölür, boş mezara yatar..vs. Kitabın yazarı Mevlana’nın İlk Torunlarındandır.

Abstract:
Nasreddin also known as Nasreddin Hoca is a satirical Sufi Turkish figure who is believed to have existed during the Middle Ages (around 13th century), in Akşehir, and later in Konya, under the Seljuq rule. Nasreddin was a populist philosopher and wise man, remembered for his funny stories and anecdotes…More informatin
İllustrate: Fatih M. Durmus