12 Kasım 2010 Cuma

İnsan Hayvanı-Human Animal

Atalarımız Antalya yakınlarındaki Karain mağarasında komün halde yaşarken. Bir gün kendilerinin otlağına giren bir başka insan soyu Neandartelleri gördüler. Vay sen misin sınırımıza giren, toplu halde saldırdılar lakin, Çok sağlam bünyeye ve pazu gücüne sahip olan olan Neandarteller, atalarımız homosapiensleri tarumar edip saldırıyı püskürrtüler.  Allahtan bizimkilerin beyinleri biraz gelişmişti, yedikleri sopadan sonra yonttukları taşın ne işe yarayacağını anladılar. Organize olup, yontularak kare şekline getirilmiş taşları ellerine alıp Neandartellere hucüm ettiler. Ve onları kendi otlaklarından kovdular. 

Bir bahar bayramında bu tarihi başarıyı ateşin etrafından atlayarak kutladılar. Fakat atalarımız Buzul Çağı insanı Neandartellerden yediği dayağı hiç unutmadılar. Bu dayak olayı ile ilgili kabile şefinin hazırladığı raporlarda ve değişik analizlerde, kol mesafesini koruyarak saldırmak gerektiğini gördüler.  Bunun için sürekli arge çalışmaları yaptılar. Hatta Karain mağarasının bir galerisini arge bölümü olarak kullandılar. Mağara duvarlarına statik ve matematikle ilgili çeşitli çizimler yaptılar. Ve bir gün odunun ucuna ceylan bağırsağıyla taşı bağlayarak “ilk modern” savaş aracı “balyoz” u yarattılar. 

Çevrelerindeki ağaç, kütük ve büyük kaya parçaları üzerinde bu yeni aletin etki gücünü sınayan atalarımız. Kendilerine bir zamanlar tahakküm eden Neandartel soyunu İspanyanın güneyindeki El-Sidron mağarasına kadar takip ederek onların kafa gözünü patlatıp, çoluk çocuk demeden katledip tarihten sildiler. Bu aynı zamanda insanlık tarihinin ilk soykırımıydı. Çünkü insanoğlu kafayı çalıştırarak bir silah üretmiş ve bir başka insan soyunu tarihten ebediyen silmişti.

Balyoz, Demir Çağına girdiğimizde de çeşitli versiyonları ile savaş sahnelerindeydi. Fakat insanoğlu taşları balyozla kırarak balyozu mimarlık tarihinin temel aletlerinden biri haline getirerek yapıcı ve faideli işlerde kullanmaya başlamıştı. Fakat bu sulh dönemi uzun sürmedi, sonraki vakitlerde 18. Yüzyıla değin balyoz, topuz, gürz ve bilumum türleri ile cebir ve şiddet aleti olmaya devam etti.

Modern dünyada kaba şiddet içeren balyoz gibi aletlerin yeri yoktu. Oysa balyoz atalarımızın ilk göz ağrısıydı, ilk icadıydı, nostalji devam etmeliydi. İşte biliyorsunuz ondan sonra bazı ıraklı gruplar, Bağdat’ta Saddam’ın heykelinin kırılmasında, Narkotik polisi İstanbul Dolapdere kapı açmak için,  Türk mütahiti sulukuleyi yıkmak için inşaat üretim ve yapım süreçlerinde balyozu kullanılmıştır.

Uzun bir dönem silik bir hayat yaşayan “balyoz” sayın başbakanımızın Alman menşeli arabasında kilitli kalmasıyla, yandaki inşaattan alınıp korumanın elinde anahtar konumuna gelmiş,  balyozla aracın kapısı kırılarak sayın başbakanımız kurtarılmıştır. Ülkemiz balyozun sayesinde bir devlet krizinden kurtulmuştur derken amanın bir de  baktık ki  "balyoz" harekatı başlamış.
Vay be arkadaş bir balyoz bu kadar mı gündem yaratır bunda da bir Hikmeti Huda arayan ziyniyet vardır elbet.