14 Aralık 2010 Salı

Aya Mama Katran Akar Kir Akar

Ayios Mamas'ın Deresi

İstanbul’daki Ayamama Deresi’nin adını belki de birçoğumuz 9 Eylül 2009 yılındaki sel felaketiyle duydu. Öyle bir felaketti ki şahsım kıyısından döndü geriye felaketin acılı aileleri kaldı. Adını dere olarak bildiğimiz Ayama Deresi eskiden gürül gürül akan bir ırmaktı. İnsanların doyumsuzluğu ve çarpık kentleşme ile zamanla bataklık haline dönüşerek küçük bir dere haline geldi. Bugün bu dereye birçok vidanjör kaçak olarak foseptik boşaltıyor. Eğer o vidanjörlerden birini görürsem ilk işim İstanbul İl Çevre Müdürlüğünü aramak olacak. Ayamama Deresi katran renginde simyiyah Marmara’ya boşalıyor.

Peki, bu derenin adı nereden geliyor? Aya Mama deresi,  Bizans’taki adıyla Ayios Mamas/ Aziz Mammes/Aya Mama milyonlarca yıl öncesinde geniş bir nehrin, dere şeklinde günümüze kalmış bir küçük bir parçasıdır. Ayamamanın taşıdığı alüvyal ovada şimdi İstanbul'un Ataköy ve Bakırköy semtleri var.

Dere adını Kapadokya’lı çoban Aziz Mammes’ten alır. Küçük yaşta  İsa’nın öğretisini kabul eden bu genç adam zamanın pagan Romalıları tarafından tarafından katledilmiştir. Aziz Mamas yani diğer adıyla Aziz Mammes ya da Aya Mama, Hıristiyanlık camiası tarafından ermiş kabul edilen önemli bir insandır. Hasandağı eteklerinde beslediği koyun ve keçilerden sağdığı süt ve peynirleri çevresiyle paylaşmış ve Hıristiyan öğretisini çevresine yaymaya çalışmış idealist bir insan evladıdır. Hatta vahşi hayvanları evcilleştirdiği de rivayet edilir. Birçok ermiş insan gibi onunda dünyanın değişik yerlerinde mezarı bulunmaktadır. Zannımca Ortodoksların daha çok benimsediği bir aziz olmuştur. İşte bu blog yazımda kullandığım Aslan üzerindeki Aya Mama.

Kanuni Sultan Süleyman Ava Giderken Avlanıyordu

Sevgili hanımı Hürrem Sultan’ı, ayrıca dört oğlu Mehmed, Mustafa, Cihangir ve Bayezid’i kaybeden Kanunî Sultan Süleyman, üzüntüsünü unutmak maksadıyla sık sık ava giderdi. 1563 senesi Eylül ayının 20‘sinde Yeşilköy havâlisinde ava çıktı. O zaman buralar bomboştu. Birden gök karardı. Misli görülmemiş bir yağmur başladı. Bir gün bir gece devamlı yağmur yağdı. Halkalı (Ayamama) Deresi taştı. Ortalık sele boğuldu. Padişah, 28 sene evvel suistimali sebebiyle Bağdad’da idam edilen defterdar İskender Paşa‘nın Safra (Sefâ) Köy’deki sarayına sığınmaya mecbur oldu. Saray da sular altında kalınca uzun boylu güçlü bir Enderun ağası padişahı sırtına alıp çatının altındaki bölmeye çıkardı. Hâdiseyi hikâye eden Selânikî Mustafa Efendi, padişahın kurtuluşunu da şöyle anlatıyor: “Sel sarayı esasından yıkayazdı…Bu âfette Silivri ve Çekmeceler su altında kaldı. Köprüler yıkıldı. İnsanlar sandallarla tahliye edildi. Sular Edirnekapı ve Topkapı surlarını aşarak şehri istilâ etti. Evler yıkıldı; bahçeler sular altında kaldı. Çok kişi sele kapılıp gitti. 74 binaya yıldırım düştü. Şehre su taşıyan su kemerleri dolup yıkıldı. Bir yandan Kâğıthane Deresi de taştı. Eyüp sular altında kaldı. Eyüp Sultan Türbesinde de sular yarım metre yükseldi. Şehir harb meydanına dönmüştü. (Türkiye Gazetesi/16.09.2009)
Ayamama Deresi’nde bir daha böyle felaketler yaşanmamasını ümit ediyorum. Bir ara absürt bir proje vardı Hollanda’nın Kanalları gibi ayamama deresi derinleştirilecek ve deniz suyu basılarak ulaşımda kullanılacaktı. Püeeh püeh püehhh!