19 Ocak 2011 Çarşamba

Üç Dönüm Bostan

İnsanın toprakla olan bağı o derece kuvvetlidir ki, belirli bir yaştan sonra terk ettiğiniz bir ata vatanımız varsa rüyalarımıza girmeye başlar. Bu kuvvetli çekime karşı şöyle bir avuntu içinde oluruz. Emeklilikten sonra ”gideceğim buralardan bir sahil kasabasına yerleşeceğim, kendimi doğaya adayacağım, toprakla uğraşacağım, hadi hiç olmadı şehirde bir hobi bahçesi kiralayacağım…” buna ben yeni bir tanesini eklemek istiyorum. Kent bostanları. Sinek Sekiz Yayınevi harika bir projeyle İstanbul Maçka Parkında bir çalışma yaptı başarılı da oldu. Atadan kalma tohumlarla ekilen bostanlar Maçka parkında hasat edildi, en azından çocuklar dalında bamya, salatalık, domates görmüş oldular. Yalnız benim korkum şu, kent dediğimiz şey estetikle eş değer. Halkın ortak kullanım alanlarında bostan yetiştirmeye kalkarsak halimiz yaman olur. Onun yerine organik tarım ürünlerini satın alarak çiftçimizin ürünlerini değerlendirmemiz gerekir. Sürekli gidip Migros, Real, Carrefour gibi büyük marketlerden sebze alışverişi yaparsak hayatı 4 tür sebzeye 5 tür meyveden ibaret sanırız. İstanbullular için Şişli ve Beylikdüzü organik pazarlarını tavsiye ediyorum. Keşke yapabilsek kırsal refahı artıracak kooperatif sitemleri olsa devlet baba halkıyla didişmeyi bırakıp aç kalan küçük çiftçisini örgütlese, köylerden  pazarlara kooperatif araçları ile gıda gelse sorunumuz çözülür ama biz pazarcı esnafının insafına terk edilmiş durumdayız. Yazı iyice dağıldı yahu ben ne diyecektim...Heh şimdi hatırladım bulduğu her boşluğa plaza dikmeye alışmış ve modernliği AVM'lerle ölçenler için iyi bir haberde Kunguncuk'tan geliyor.

Abstract
Mankind loves to soil but we haven’t got any time for land. Organic Agriculture is a way of farming based on a respect and regard for nature.  Agriculture is not just a set of actions or techniques, it is a way of interacting with the earth and our environment, brought to life through our relationship with food.