25 Temmuz 2011 Pazartesi

Ah o Macaronlar

Geçen Remzi Yayınevi’ne gittiğimde gördüm, Beyaz Fırın  “Beyaz Fırından Yeni Çıkmış Kurabiyeler” adlı bir kitap çıkarmış ya da vesile olmuş kitap Remzi’den çıkmış. Ben bu marka ile tesadüfen 2004 yılında tanışmıştım. Kitabı da görünce eski bir İstanbul markasını tanıtmamak olmazdı. Bakın, markanın gelişimi şöyle:  Hikâye Makedonyalı fırıncı Kosma Stoyanof’un üç oğlu Petro, Grigor ve Dimitri’nin İstanbul’a yerleşmesiyle başlar. Balat’ta “Bulgar Fırını” adıyla anılan simitçi dükkânı açarlar. Ürettikleri poğaça, simit İstanbullunun diline düşer. İkinci Dünya Savaşı yılları her şey tuz buz olur aile acıbadem satarak geçinirler. Varlık vergisi yılları, kötü hatıralar derken zaman çabuk geçer. Üsküdar ve Kadıköy’e pastane açarlar. İşlerini iyi yapan her esnaf gibi İstanbul onları da zirveye çıkarır. Eh, nede olsa Avrupa’lı kanı var, marka işlerinden anlarlar. İsimlerini markalaştırmak için Devlet Tatbiki Güzel Sanatlardan Mustafa Plevneli’ye görev verirler. Renkli gravürlerinin hastası olduğum Plevleli hiç öyle kendini kasmadan, marka ismi ile örtüşen tuz ve şekeri çağrıştıran “Beyaz Fırın”ı isim olarak önerir. Pastane ve çikolata üretimi konusunda hızla gelişen marka Erenköy, Suadiye ve Ataşehirde mağazalar açar. Beyaz Fırın üretimi renkli acıbademi mutlaka tavsiye ediyorum. Kendileri  pastacılık mesleğini bir sanata dönüştürmüşlerdir. Beyaz Fırın İşletmicisi Nathalie Stoyanuf’ a bir çağrıda bulunmak istiyorum. Markanız İstanbul’un kültürel mirası olmuştur, lütfen aile hikayenizden başlayarak markanın gelişimini anlatan bir eserin yazılmasını sağlayınız ki gelecek nesillere miras kalsın.
 
Meraklısına Dipnot: Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar’ın ismi şimdi Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar oldu.

Fotoğraf Kaynak:beyazfırın