9 Eylül 2011 Cuma

İstanbul bizim olacak

Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ''Dünya Edebiyatında İstanbul'' adıyla İstanbul üzerine yazan yazarların gözlemleri ve yorumlarını bir araya getiriyor.  İstanbul'u anlatan yazarlardan bazıları güzellikler karşısında aşk derecesindeki hayranlıklarını gizleyemezken, bazıları da şehrin bakımsız, çirkin yönlerini ve özellikle savaş yıllarında eski ihtişamından eser kalmadığını yazar.  
Örneğin Mihail Fedoroviç Dostoyevski, ''Bir Yazarın Günlüğü'' adlı eserlerinde İstanbul'dan bahsederken  herhalde Osmanlı-Rus savaşlarının etkisi İstanbul'u Ortodoksluğun merkezi olarak gösteriyor. Başka bir iddialı lafı “İstanbul er ya da geç bizim olacaktır''  şeklindedir.  Amerikalı yazar Ernest Hemingway, ''İşgal İstanbul'u ve İki Dünya Savaşından Mektuplar'' eserinde İstanbul'u, 1. Dünya Savaşı'nın işgal yıllarındaki görünümüyle anlatır. Hemingway, eserinde kenti ''bakımsız ve kirli'' insanları ise ''tembel'' olarak ele alır. Bununla ilgili olarak aylar önce başka bir blog post yazmıştım. Hewingway Anadolu’daki direnişi sonuçsuz çete mücadelesi, başından kaybedilmiş savaş olarak görmüştü ama tarih onu ters köşeye yatırdı.