1 Eylül 2011 Perşembe

Tutunamayanlar Şehri

Bu liste yüzümüzü kızarttı. Merkezi İngiltere'nin başkenti Londra'da bulunan, ekonomi ve iş alanlarında araştırmalar yapan "Economist Intelligence Unit", yıllık olarak yayımladığı "Dünyanın en yaşanabilir şehirleri" listesini açıkladı. Yaşam şartları, siyasi ve sosyal istikrar, suç oranı, sağlık hizmeti, kültürel aktiviteler, çevre, eğitim ve altyapı gibi konular dikkate alınarak yapılan sıralamada,  İstanbul 109. sırada yer aldı.

Kimse kızmasın ama maalesef İstanbul tutunamayanlar cenneti oldu. Bayramın ilk günü ablamı ziyarete gittim araçları çalınmış ve 9 bin tl lik kredisi hala devam ediyor. Ne hazindir ki aracın otoyol kartı hala kullanılıyor ve aracın sahibi eski polis emeklisi. İstanbul’da otobüsler felaket ötesi, yolları anlatmamıza gerek yok, bayramda 20 dakikada gittiğim işyeri normal günlerde 1 saat 20 dakika oluveriyor. Planlama sıfır. Kültürel miras talan olmuş. Vakıflar Genel Müdürlüğüne çağrıda bulunuyorum, vakıf mallarına sahip çıkın! Talan ediyorlar talan!

Gecekonducular devlet arazisinden zengin oldu. Öğretmen bir çiftin ömür boyu biriktirip, ziynet eşyalarını satıp sahip olmadığı evlere gecekonducular bir günde sahip oldular. Şimdi bu gecekonduların yerine milyon dolarlık inşaatlar yükseliyor. İşte bu memleketin adaleti de böyle. Şimdi bunu yazdığım için bir çok insan fakir fukara edebiyatı yapacak ya da halk dalkavukluğu!

Devletin kuralı Sarıyer’de, Tekirdağ’da ne ise Beytüşşebap’ta da o olmalı.  Kurallar var ama bölgelere göre farklı. Ben hazırım 9 köyden kovulmaya. Bu şehri çöplüğe çevirdik maalesef kendi ellerimizle. Başımız göğe ersin! Ben şunu söylerim, devletin eli demirden olmalı kuralı bozan silleyi bütün şiddeti ile ensesinde hissetmeli yoksa iş mazlum edebiyatına dönerse işte klasik şark kurnazı, kendi çıkarını toplum çıkarından üstün gören acayip bir topluma dönersiniz! Bugün İstanbulluların birçoğu sıradan bir köylünün sahip olduğu erdeme bile sahip değil!

Bir de çekip gideceğim bu ülkeden yaşanmaz oldu diyenler var. Gitmediğin hata! Uğruna mücadele etmeyi düşünmediğin vatanın olarak içselleştiremediğin bu topraklar sana fazla aziz dostum. Git büyük çıkarların nerede ise orası senin vatanın olsun! Haneperet gönlün nerede şense buyur git! Ben kalıp sevdiğim şehre, milletime faydalı olmaya çalışacağım.


Not: Bu gravürü neden kullandım? Bir güzelliği yaşamak için illa içinde yemek mi yememiz lazım! Onu lokantaya mı çevirmek mi gerekir? Şimdi, bu gravüre bakın ve bir de restore edilmiş Kızkulesi lokantasına bakın. İçinde yahni yediğiniz Kızkulesi lokantası çok daha romantik mi oluyor acaba?