28 Kasım 2011 Pazartesi

Ulus Çarşısı'nda bir İstanbullu

Hafta sonu Ankara’daydık. Sağolsun TCDD Fatih Ekspresi 6 saatlik yolu 11 saat yapınca her şey şaştı, sabah Bahçelievler'deki Acedemia Kafe de kahvaltı yaptık. Anıtkabir, Etnografya, Birinci Meclis, Ankara Kalesi, Kınacızade Restaurant’ta mantılı akşam yemeğinde benim Ankara gezintim sona erdi. Çünkü çok yoruldum. GOP’ta bir akrabamızın evinde üç saat mola vermesem dönüşüm zor olacaktı. Bu yazıda size farklı bir İstanbul portresi çizeceğim. Şimdi ne alakası var Ankara gezisi ile İstanbul’un? Ankara Ulus Çarşısı içinde “İstanbul Eczanesi” var. Neden Ankara’daki eczaneye “İstanbul Eczanesi” adı verilir? Çünkü Eczanenin sahibi Hüseyin Hüsnü Sarı İstanbul’u çok sevmektedir. Kendisi Atatürk’ün sevdiği insanlar arasındadır. İmparatorluk sınırları içinde kalan Yugoslavya, Kahire, Şam'da eczacı subayıdır. Atatürk’ün isteği üzerine Ankara’ya gelmiştir. 1927 yılında Tokat mebusu olmuştur. Atamız ölene kadar ilaçlarını İstanbul Eczanesi'nden temin etmiştir. Size tavsiyemdir bu eczaneye sıradan bir şey almaya gidiniz, mesela kolonya. Sonra eczanenin sahibinden Atatürk’ün veresiye ilaç aldığı ve parasını bizzat ödediği defteri görünüz. Atatürk Dolmabahçe Sarayı’nda ikamet ediyorken de ilaçlarını Ankara’daki İstanbul eczanesinden temin ettirmiştir ve parasını kendi cebinden ödemiştir. İstanbul Eczanesi,Türk Eczacıları Birliği’nin yayınladığı “50 Yılın Eczanesi” adlı kitapta da yer alır. Eczanede göreceğiniz bir asırlık tartı aleti hala doğru tartıyor bu tartı aletini Hüseyin Hüsnü Bey Haydarpaşa Garı önünde görüp satın almış ve Ankara’ya götürmüştür.

Not: Fotoğraf eczanenin açılış gününden bir kare. Ulus Çarşısında İstanbul Eczanesi'nin tam karşısında Vehbi Koç'un nalbur dükkanı bulunuyormuş. Hey gidi günler hey.