3 Kasım 2011 Perşembe

Wo bist du Adam?

Âdemoğlu gökyüzünde Ay ve yıldızları gördüğü günden bu yana bu gizemli atmosferin çekim alanında olmuştur. Zaman zaman yalnız kalıp gökyüzüne baktığımda, bu sonsuzluk duygusu beni alır götürür. Kendimi adeta bir bilgisayar oyununun parçası kadar rutin, küçük ve çaresiz hissederim. Çocukluğumda ufuk çizgisine merdiven dayayarak gökyüzüne ulaşılabileceğine inananlardandım. İlkokulda Fen Bilgisi Kitabının arkasındaki aya ilk ayak basan adam Neil Amstrong’a Ay, başlıktaki gibi “Ademoğlu Neredesin” demiş midir? 

Hey gidi çocukluk günlerim hey! Ay bizim için insan kılığına girer” Ay dede” olurdu. Kulakları çınlasın Halam Almanya’ya Türkiye’den yeni gelmiş bir arkadaşının  “bak kız görüyor musun burada da ay var” deyişine bugün bile gülerim. Kadının o günkü ay tahayyülünü anlamak isterdim. Tanrım, yıllar ne çabuk geçiyor 2011 geçti de gidiyor ona yakında “hoşçakal” diyeceğiz. NASA 2011 yılı “Güneş Yılı” ilan etmişti. 

Birçoğumuzun haberi bile olmadı. Sanırım 2012 Mars Yılı olacak. 2012 hepimizin mutlu olacağı bir yıl olsun. Düşündüm de çocuklarımızı geleceğe hazırlayacak gök bilim konusunda belirli bir çekicilik oluşturacak daha ziyade popüler bilimle uğraşacak ve bu konuda toplumda bir duyarlılık oluşturup, insanları gök bilim ve uzay bilimleri konusunda özendirecek gök bilim merkezimiz yok, böyle bir yapıyı İstanbul hak ediyor. Umarım bu hayalimiz gerçek olur. Uyduruk, promosyon işi planetaryumlarla bu iş çözülmez.  Bunu derken o hizmetleri küçümsemek istemiyorum. İstanbul’da bilimsel çalışmalar yapan, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi, İstanbul Üniversitesi Rasathanesi gibi gözlemevleri ve rasathanelerimiz var ama buraları halkın ziyaretine açık değil. Açılmaları da doğru olmaz, çalışmaları yavaştır. İstanbul’a popüler bilim çalışmaları yapacak insanları gök bilim konusunda aydınlatacak, toplumda bilinç oluşturacak bir yapıya ihtiyacımız var.