10 Aralık 2011 Cumartesi

Ardıç Kuşu ve kent çöplüğü

Kış geldi çattı İstanbul'da gözlem bitti.  Artık bahar göçünü bekleyeceğiz. Gözlemciler kargayı, martıyı, güvercini kuştan saymaz. Kulakları çınlasın ilk gözlemi Pier’le yapmıştık. Sonra çok şey öğrendim. Bu yazıda size ardıç kuşundan bahsedeceğim. Ardıç kuşu dişi serçeden biraz büyükçenedir.  İşin ilginci şudur ki eğer ardıç kuşu ardıç ağacının tohumlarını yemez ise o tohumlar asla ardıç olmaz.

Bir ardıç ağacı şöyle yetişir. Ardıç tohumları yere dökülür ancak bu tohumlar bir ardıç kuşu tarafından yenmeze çimlenme gerçekleşemez. Ardıç kuşunun sindirim sisteminde ardıç ağacının tohumlarının kabukları açılır. Ardıç kuşu dışkısı ile birlikte toprağa karışan tohumlar kolayca çimlenir. İşte tabiat milyonlarca yıldır bu şekilde ardıç ağacı yetiştirdi. Ardıç ağaçları hızla azalıyor. Çünkü artık ardı kuşu ardıç tohumu yemiyor ve kentin çöplüklerini kullanıyor. Kendi ipimizi böyle çekiyoruz. 

Artık ardıç ağacını görenimiz yok. Ben İstanbul'da ardıç ağacı görmedim ama Ardıçlıevler var! Bir zamanlar Orta Çağ’da veba İnsanları patır patır düşürürken keşişlerin gökten şöyle bir ses duyduğu rivayet edilir “Ardıç ve anason çiğneyiniz böylece hızlı ölmezsiniz.” Salgın tehlikesi baş gösterdiğinde ardıç kütükleri ateşe verilir ve çuvallar dolusu bu ağacın meyvesi ve sakızı ağızlarda çiğnenirmiş.

Çatalhöyük’te yeryüzünün ilk şehrini inşa eden atalarımız ardıç ağacını kullanmış. Hititler’de ardıç ağacı bolluk ve bereketi temsil ediyordu.  Ardıç, bütün Türk dünyasında sevilen ve saygı duyulan bir ağaçtır. Ardıç, ateşle yapılan temizlemeyi ve aynı zamanda kötü ruhların kovulmasını sembolize eder.Ardıç ismi öz Türkçedir.