26 Ocak 2012 Perşembe

İstanbul'u yaşamak

İstanbul’u yaşamak nasıl bir şey! Kendimce tanımlıyorum. Kafan eserse Avrupa kıtasını terk eder anında Asyalı olursun. Moda’da bir kahve içip vapurla tekrar Avrupalısın. Kalabalıkken şehir, eğer istersen dünyanın en yalnızı sen oluverirsin! Geçmişi ve geleceği aynı anda yaşarsın! Binalar üstüne üstüne geldiğinde çıkıp Galata Kulesi'ne teknolojiye kıytırık plazalara meydan okursun. İstanbul senin için Constantinople olur! Sanatta seçici olmalısın, ömrünü adasan Estambul’daki etkinliklere yetişemezsin. Martıyı ellerinle beslersin, yelkovan kuşlarını bir başka seversin. Lüfer canının orta yeridir, çinekop’u sarıkanat’ı tezgâhta görsen, öpüp koklayasın pamuklara sarasın gelir. İstersin ki büyüsün lüfer olsun! Beyoğlu’nda protestolara aşina olursun. En güzel sabah kahvaltısı Yeniköy kahvesindedir. Masaların en güzeli Asmalımescit’te kurulur. Şeflerin şefi Mehmet Gürs bu şehirde yaşar. Ghetto, Babylon performanslar tavan yapar. clinic live music club yeni trendin olur. Ya Nişantaşı Reasürans'a ne demeli! Balık pazarı dersen Beşiktaş köyiçi ve kumkapı. Sultanahmet’i soran turiste “follow delicious smell of meatballs ” diyesin gelir.  Biraz yürüyüş istersen Boğaz’da Arnavutköy sahil şeridi. Yol hep vakitten çalar, yetişme derdin hep bakidir. Eğer kitap okuma alışkanlığın varsa boşver trafiğe, direksiyon başındaysan yegâne muhalifimiz Nihat Sırdar radyodan emrine amade. Ying yang gibidir İstanbul, iyisi kötüsü, siyahı beyazıyla. Estambul’u İstanbul’da yaşarken değil şehri iki adım çıktığında hissedersin çekirge. Bir de Ali Cihat Aşkın’dan “Salacak  Şarkısı”nı dinlersen İstanbul aşkın depreşir, Gemerek’teysen otbobüs, Cote d'azur’deysen uçak biletine patlar bu sevda.

Fotoğraf Kaynak: Caner Cangül

Not: Bu sarkozy………….…………………(içimdeki sarkozy aşkını boşluğa doldurdum) yüzünden Cote d'azur’den gelecek yolcuların air france yerine THY’yi kullanmaları tavsiye olunur.