19 Ocak 2012 Perşembe

Yahnikapan Abdülkerim

Önce olayı anlatayım sonra derdimi! Vakti zamanında Osmanlı Şıkkıevveli (defterdar) Yahnikapan Abdülkerim adında bir bürokrat varmış! Yahnikapan lakabını öğrenciliği yıllarında almış. Mektepte öğle tatili olunca jet hızıyla yemek sırasına giren o! Tabi o zamanlar jet diye bir kavram yok! Yemeğin en yağlı yerini kapan o! Etin en güzelini seçen o! E bu kadar meziyet olunca öğrenciler arasında “Yahnikapan” namı almış yürümüş. Huy bu değişir mi! Kazık kadar adam olmuş! Millet keraat cetveli ezberleye dursun bizimki dalavere dümen oluvermiş Şıkkıevvel yani Başdefterdar. Ondan bir sakal bundan bir hediye derken Karun kadar zengin olmuş. Paran mı var derdin var! Boşuna söylenmemiş bu sözler! Halk bu zenginlikten rahatsız olmuş neticede bir isyan sonunda mal varlığına el konulmuş.Rahmetli Cem Karaca adam için bir ağıt yakmış "düştüm mahpus damlarına öğüt veren çok olur" şeklinde. Mahpusda çok sıkıntı çekmiş. Mal canın yongası derler, zopaydı, işkenceydi, servetin yerini söylememiş ve sefalet içinde ölmüş.
E, bunu bize niye anlattın Bolat! Liyakata göre değil de siyasete göre bürokrasi tanzimi yapılırsa birey değil de zümre ve grup çıkarları toplum çıkarıymış gibi lanse edilirse memleketin “yahnikapanları” çoğalıyor. İşini sevmeyen, çalışmayı sevmeyen bir sürü insan akşam olsa da eve gitsek derdinde! Bunun önüne geçilebilmesi için toplumun birlikte çalışması lazım! Nasıl? Mesela İstanbul’da  “Şeffaflık Derneği” var! Dernek aynı zamanda Transparency International'ın amaç ve ilkelerini de Türkiye’de paylaşıyor. Sayfasına göz atmakta fayda var. Örneğin siz KPSS’den 85 alıyorsunuz açıktasınız ama bakın görün 65 puanla hamili yakın kişiye işe girmiş! Oppps demek lazım! Gel hele bu neden böyle izah et demek lazım!