19 Şubat 2012 Pazar

Ah güzel İstanbul

Cumartesi sabah karşıya geçtim saat 11’de       Kadıköy’deydim, iki saat süren toplantı sonrasında Kadıköy iskeleye inerken Ekvatorlu müzisyenlerin sokak gösterisinde iki şarkı dinledim. Baba Ekvator nire İstanbul nire allasen! Hemen biraz ileride sokak müzisyenleri “Simurg” çalıyordu onlardan da iki parça dinleyip vapura bindim burada da bir gitarist ve bir kemancıdan oluşan müziyenleri dinledik.  Vapurla Beşiktaş’a iskelesine indim, bir de ne göreyim bizim reis Mehmet Ağabeyin oğlu iskelede görevli! “Mehmet Rei’e selam” sağolsun çok ızgara balığını yemiştik. Taksime çıktım, İstiklalde Yapı Kredi Yayınları'nda birkaç kitap aldım. Bu arada geleneksel festival kıyafetleriyle Venedik’ten bir grup caddede gösteri yapıyordu. Mısır Apartmanı'nda CDA Projects’de Elif Varol Ergen’in "incognito" adlı sergini gezdim. Muhteşem olmuş bu "yaratıkları" görünce kendimden tırstım. Sergi ile ilgili ayrıca bir post yazacağım. Sonra SALT’a uğradım, if Bağzımsız Film Festivali kapsamında bir söyleşiyi izledim bitiremeden çalan telefonla oradan ayrılıp bir arkadaşla buluştum sonra Cihangir’e kahve içmeye gittik sonrada eve döndüm. Başka hangi şehirde bu kadar aktivite yol üstünde olur yahu! Aşağısı yukarısı olmayan, her şeyi zıddı ile barındıran şehir. Kısaca ah güzel İstanbul demek istiyorum!

Not: Simurg efsanesi. Si, Farsça otuz, murg ise kuş demektir. Simurg 30 kuş anlamına gelir.
Kuşlar Kafdağı'nın ardındaki padişahları Simurg'u bulmak için yola çıkarlar. Yolculuk çetindir. İsteği ve sebatı az olanlar, aklı dünyevi şeylerde  olanlar yolda birer birer dökülürler. Kafdağı'na varanların önünde ise hepsi birbirinden çetin yedi vadi uzanmaktadır. Bunlar istek, aşk, marifet, yokluk, hırs gibi vadilerder ki bu vadileri aşabilen otuz kuş Simurg’u bulacaktır fakat bu zorlukları aşan kuşların aradıkları Simurg burada yoktur. Simurg’u bulamayınca bir şeyi anlarlar, Simurg aslında buraya varmayı başaran ve yollarından dönmeyen, kötülüklere aldanmayan bu 30 kuşun ta kendisidir.