3 Şubat 2012 Cuma

Yaratıcı endüstri ve İstanbul

Çağdaş Sanat
LinkedIn’in araştırmasına göre çalışanlar ya da iş arayanların çoğu kendisini yaratıcı olarak tanımlıyormuş.  Geçen bir arkadaşım "oğlum yaratıcı deme şuna ya, yaratmak Allah'a mahsustur" dedi. Yaratıcı sıfatını kullanamama gerekçemiz tanrının diğer varlıklardan ayırt edici sıfatı olduğu. Öyleyse Allahın tüm isimlerini şahıs isimleri olarak neden kullanıyoruz. Adamın birine İsmet diyoruz diğerine Gaffur, Azim Mümin, Fettah, Celil, Metin, Hamit, Macit, Samet…. E, nolucak şimdi? 

Bir de biz erkekler parsellemişiz Allahın isimlerini! Müftülüğe sormak lazım, neden kine! Yaratmak deyince aklımıza bulutların üstünde aksakallı dede çağrışımı yapmasın! Neyi kastettiğimiz belirli. Neden yaratmak mastarını kullanmaktan çekinelim! Aman diyeyim Bolat chip'i yapmadan çık şu konudan! Netameli konular bunlar! 

Yaratma yeteneği daha çok sanatçılar için kullanılırdı. Şimdilerde iş dünyasında çok aranan ve çok konuşulan bir özellik haline geldi. Yaratıcı endüstri kavramı İstanbul için çok önemlidir çünkü diğer üretim gruplarına nazaran daha nish bir yapıya sahiptir. Kısaca tanımlamak istersek “yaratıcı endüstri” fikrin hammadde olarak kabul edildiği, kazanç boyutu kesin olarak hesaplanamayan pazarlanması ve çoğaltılması yasalarla entelektüel sermaye kabul edilip korunan alanlar olarak tanımlanabilir. 

İstanbul sanayi devrimini kaçırdığı gibi, bilgi çağı dönemini de kaçırmıştır. Hizmet sektöründe tutunmaya çalışan Estambul için yaratıcı endüstrilere yapılacak yatırımlar iyi bir çıkış yolu olabilir. Yaratıcı endüstri derken Küçük Çekmece Gölü’ne su basmak, Ayamama Deresi’nin kotunu düşürmek ve Trakya’dan kanal açıp İstanbul’a yeni bir ada yaratmak, Fikirtepe bölgesindeki gecekonduları temizletip aynı çirkinlikte cam binalar dikmek, önüne gelen yerde AVM izni vermek gibi eylemler anlaşılmasın!


Fotoğraf Kaynak:Vikipedia