26 Mart 2012 Pazartesi

Adımız miskindir bizim

Geçen hafta bloğumu ihmal ettiğimin farkındayım. Cumartesi günü inanılmaz bir şekilde yoğundum hafta başı da böyle olunca abondone oldum. Bolat, peki pazara ne diyeceksin? Mmm, burada atalarımdan kalan rehavet kültürüne  sığınarak "tüm gün evde siesta yaptımdı" cevabını veriyorum. Malumunuz 36 paralelde bu işler çoğu ülkede böyle bizde neden olmasın! Miskinliğime verin lütfen. Miskinlik dedim de bakın aklıma ne geldi, II. Meşrutiyet yıllarında miskinlik İstanbul’da almış yürümüş, devlet buna tedbir olarak 1909 yılında kanun çalışması yapmış. Kanundan sonra zaptiyeler İstanbul’u miskin ve hayırsızlardan arındırmaya and içmişler. Yakaladıklarını ya İstanbul’dan sürgün ediyorlar ya da temizlik işlerinde çalıştırıyorlar mesela Arapkirli Rıza boş gezmekten alıkonulup Selaniğe, Keyifçi Hüseyin Yenicami avlusunda uyurken yakalanıp ayak işlerinde çalıştırılmış. Bir de Miskinler Tekkesi var biliyorsunuz Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nın ortasındadır. Burada devrin karantina altına alınan hastaları yer içer ve ikamet ederlerdi. Miskin köken olarak Arapçadan gelir az hareket eden ya da hareketsiz anlamında kullanılır. Tasavvufta ise kendinden geçip dünya işlerine koy vermeyi ifade eder. Videoda Oya Bora uykuyla taçlandırmış miskinliği ki ben bunu yaptım. İşte burada da MFÖ miskinliğin tasavvufuna gönderme yapmış Yunus Emre’nin şiirini bestelemiş.
Adimiz miskindir bizim düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız kamu âlem birdir bize
Kamu âlem birdir bize...