16 Mart 2012 Cuma

Afedersin İstanbul!

Şarkılarla Hayatımız


İstanbul’un dönüşümünü şarkılar ve şarkıcılar üzerinden kendimce analiz etmeyi düşündüm. Günahı sevabıyla analiz bana ait. Şarkılar ve şarkıcılar İstanbul’un dönüşümünü temsil ediyor. Cumhuriyetin ilk yılları İstanbul’unu “Yanıyor mu Yeşil köşkün lambası yar”nağmeleriyle Müzeyyen Senar temsil ediyor. Zeki Müren, şehirliliği ve kırılganlığı“Gökyüzünde yalnız gezen yıldılar” şarkısıyla ne güzel anlatıyor. 


İstanbul Şarkıları


Erkin Koray şehrin sol yanı olmuş “Yaşayan sen ölen ben” diyor. Cem Karaca batı tarzı müziği “demedim mi?”diye bana soruyor. Evet diyorum bu güzel gidiş devam etsin Barış Manço bizi “bal böceği”diyerek çiçek böcek dolaştırıyor. Orhan Gencebay, şehirlileşmeye çalışan kasabalıları “hor görme garibi” diye temsil ediyor, şehre kafa tutuyor. Şehir çok kederli, sanayinin çarkı insanların sinesini parçalıyor İbrahim Tatlıses İstanbul’da feleğin çemberinden geçmiş insanlara “Çile rüzgarında savrulmuşum ben” diye ayar veriyor. Müslüm Gürses underground arabeskin babası İstanbul’a veryansın ediyor “bu şehirde yaşanmaz.”  Canımız acıyınca hade biraz da fantezi yapalım diyoruz. 

Estambul fanteziyi Ferdi Özbeğen’in “yıllar var ki biz seninle..” şarkısında buluyor.Sonra Erol Evginle İstanbul’da güzel şeyler olacak galiba derken o da “çek git diyor şeytan” deyip alıp başını gidiyor. Başa mı sarıyoruz ne! Yoo, Tarkan kıl oluyor bize. Biz de  ona kıl olacakken aynı Tarkan gül dökmüş yollarımıza. Oh, her şey güllük gülistanlık güzel gidiyor derken bir de baktık ki İstanbul muhafazakar olmuş Orhan Hakalmaz aracılığıyla “şu kışlanın kapısına” diye inliyor İstanbul kışlaları! Hep bir didişme halinde İstanbul, sonumuz hayrolsun! Ben bu İstanbul dönüşümüne bir türlü akıl erdiremedim ama âlem Demet Akalın ile birlikte “Afedersin!”

Fotoğfar Kaynak: gittigidiyor / Müzeeyen Senar ve Feraye