21 Mart 2012 Çarşamba

Çekip gitmek buralardan!

Şehir üstüme üstüme geldi, sakin ol dedim kendime! Hakikaten bir süre sonra sakinleştim. Üzüldüğüm, darlandığım şey nedir, onu sordum kendime? Bunu büyütmemem gerektiğine kendimi inandırdım. Bütün bunları öğrenmek için Hindistan’a gitmedim ama bir arkadaşım gidiyor. Bütün kariyeri, çocukları, kocayı arkada bırak ve git! Cesur karar. Demek ki bazen insanın canına tak diyor her şey. Arkadaşım, gideceği şehri söyledi, internetten baktım, manzara şiir yazdırcak kadar güzel. Yoga kursu bir dağın eteğinde. Kıskanmadım desem yalan olur. Cesur kararı için kutluyorum. Sevgili arkadaşım bu postu okuyacağını biliyorum. Bir gün bizim için şunu yap, yazın göbeğinde ağacın altına otur, sırtını ağaca ver, eline bir kuru dal parçası alarak bir yön tayin et. İstanbul buyana düşer diyerek bizi hatırla Banu. Satacak bir Ferrarin yoktu ama maaşından damla damla biriktirdiğin paralarla neticede amacına ulaşacaksın, darısı hayallerini gerçekleştirmek isteyenlerin başına.  O kahverengi  Hindistan toprağını gördüğünde aklına gelecek ilk kelime “khaki” yani “haki” olsun çünkü bu kelime dünya dillerine Hintçe’den geçmiştir, biz farsçadan almışız. Hikayesi de şudur Hindistanı işgal eden İngiliz askerleri beyaz üniformalarından dolayı kolay hedef olmaya başlamıştır bunu gören bir İngiliz subay üniformaları toz, toprak ve çamura batırarak toprak rengine yakın bir renk elde etmiştir ve askerleri arazi rengine uydurmaya çalışmış ve toprak rengine benzeyen bu üniformaya “haki” denilmiştir.