1 Mart 2012 Perşembe

istanbul kabadayilari

İstanbul Külhanbeyleri, kabadayıları


Huzur ve asayiş için toplum düzeni önemlidir. Hele bu İstanbul gibi bir büyükşehir ise daha da önemlidir. Geçen gün çıtır çerez almak için köşedeki büfeye gidiyordum. Bir grup yeni yetme, kızlara caka olsun diye kış ortasında yakayı bağrı açmış külhanbeyi tavırları içindeydi. Böylece son blog yazımın konusu belirlemiş oldular. İstanbul külhanbeyleri. Evet, Osmanlı devrinde İstanbul fethedilince, memleketin çeşitli yerlerinden İstanbul’a göç edip, toplum düzenini bozan külhanbeyleri, barınacak yerleri olmadığından hamamların külhanı dediğimiz hamam ateş ocaklarında yatıp kalkıyorlardı. Bundan dolayı da kendilerine külhanbeyi denilirdi. 


İstanbul'un külhanbeyleri


İstanbul Külhanbeylerinin bir numarası Gedikpaşa Hamamıydı. Öyle herkes külhanbeyi olamazdı külhanbeyi adayları özellikle  11–15  yaşlarındaki kimsesiz çocuklar arasından bir imtihanla ocağa kabul edilirlerdi. Tören şöyleydi: Külhanbeyi adayı çarşı pazar dolaşır, topladığı erzakla hamama gelir ve pişen yemek yenir. Kefene benzer gömlekler giyilir, ekmekler tuza banıp taraflarca yenir ve dua ile “kardeşlik merasimi”  sona ererdi. Eskiden çöpçülük diye bir müessese olmadığından yetişkin külhanbeyleri İstanbul’da kış mevsiminde çalı süpürgelerle çamurlu yolları temizlerler. Bazen süpürdükleri çamuru yolun ortasına yığarak. Akşam evine dönen paralı zatlardan helva parası isterler, vermeyenleri de süpürgelerle çamura bularlardı. Ayrıca külhanda yaşamanın kuralları vardı. Akşama doğru, çarşıdan toplanan yiyeceklerle ocağa dönerler ve yemek hazırlamaya başlarlardı.  Külhanın son üyesi dönünceye kadar yemek yenmezdi. Külhanın kapısı aralık bırakılır ve herkes geldikten sonra kapı kapatılırdı. Yemekten sonra saz, söz, cümbüş eşliğinde şarkı, türkü söylenir, gazeller havada uçardı. Gecenin eğlencesini benim gibi çıtır  çerez yiyerek ya da kestane pişirerek,  ne bilim salep veya boza içerek, mısır  patlatılarak  sona erdirirler ve yatağa giderlerdi. 

Külhanbeyi Etimolojisi, Kökeni


Külhan bildiğin hamamda yatan kalkan serseri tayfası, Külhani de denilen bu Osmanlı'nın evsiz barksız serseri tayfası ve aynı zamanda kabadayı anlamına da gelmektedir. Kendine göre bir giyim tarzı vardır ki görüyorsunuz kemal yargıcı ağabeyim bir güzel çizmiştir bu delikanlı tiplemesini. Kelime Farsça'dan dilimize geçmiştir. Yine serseri diye tanımlayacağımız başka bir muadil kelime de yine Farsça olup ser-kafa seri- ahmak, ahmak kafa anlamına gelmektedir.Bir başka görüşe göre sarsar şeklindeki Farça kökenden gelmektedir.

Zamana İstanbul Serserileri 


Bunların çoğuna artık mafya diyoruz. Bir çoğu silahla yada kesici aletlerle ortalıkta dolaşan suçlu tiplerdir.



Çizer: Kemal Yargıcı, kendisi dünyanın en şeker adamıdır. İlk vakitte Boğaz'da balık yenecek adamlar listemdedir.