5 Mart 2012 Pazartesi

Ürken gazeteciler üssü, İstanbul

Türkiye coğrafi konumu ve yaşadığı ekonomik büyüme nedeniyle dış basında artan bir merakla izleniyor. Arap Baharı ile birlikte İstanbul yabancı gazetecilerin üssü haline gelmeye başladı. Türkiye’ye gelen yabancı gazetecilerin kalmayı tercih ettiği ilk yer İstanbulİstanbul'a gelenler en çok adı konulmamış sansürden şikâyetçi. Radikal Gazetesinde çıkmış bir haberden bazı İstanbul yorum ve deneyimlerini alıntıladım.  Örneğin Alman serbest gazeteci Daniel Etter derki “Benim başıma gelebilecek en kötü şey ülkeden atılmak olur ama daha kötüsü beraber çalıştığım Türk gazeteciler tutuklanıyor.” Tespit doğru ve bir o kadar üzücü. Amerikalı serbest foto muhabiri Monique Jacques “Türkiye’de ifade özgürlüğü için yalnızca gazeteciler mücadele ediyor. Bu yalnızca onları değil, iş dünyasından fotoğrafçılara kadar herkesi ilgilendiriyor. Sansür çok etkili. Türkiye’nin olmak istediği ülke olmak için biraz daha çalışması gerekiyor galiba.”  Bu politik bir eleştiri değildir kimse üzerine alınmasın! Şöyle bir hastalığımız var.  Devletin gücünü eline geçiren diğerinin tepesine biniyor. Maalesef kâbus gibi durum. Hakkaniyet yerine hukuka uydurulmuş bir sürü zalimlikleri gördük. Bu çağda blog yazarken bile kendime oto sansür çekiyorsam hem bana hem de bende bu korkuyu yaratanlara yuh olsun! Peki, bu korku eskiden yok muydu eskiden de vardı hatta katmerli. Bu hükumetin işi mi? Buna tamamen evet demek kolaycılık olur. Bu içimizdeki kokuşmuşluğun adam kayırmacılığın eseri. Bu çağda Fikir hürriyeti alanında değişen bir şey yok anacım.

Fotoğraf Kaynak: Turkish Daily News