28 Nisan 2012 Cumartesi

Bir blog yazarının hasta üç günü

Sevgili dostlar, şu yanda görmüş olduğunuz, at hırsızı kılıklı adam benim! Dört gündür ateşler içindeyim! Estambul'un poyrazı, fırtınası, rüzgarı bizi çarptı! Eee, kafa da üşütmeye müsait çok lafa hacet yok! Üşürken ateşler içindeyim! Hamdım piştim, yandım vesselam. Ömrümde böyle bir hastalık yaşamadım! Serde biraz "langa hıyarlığı" da olunca doktor yerine iki gün hasta hasta işe gittim! 

Blogger Bolat Metropol Totemleri Uyguluyor


Metropol totemi ne varsa uyguladım: Greyfurt suyu içine soda, portakal suyu üzerine redbull, soda içine 2 limon yooo geçmedi, aksine şiddetlendi yutkunmakta zorlanınca da hastaneye gittim. Bir kilometre ötedeki özel hastanenin acil servisine gidecekken aniden yol üstündeki sağlık ocağını görüp sağlık ocağına gitme kararı aldım, hem aile hekimimizle tanışma fırsatım olurdu! 

Aile Hekimliği Müessesiyle Karşılaşan Blogger Şaşırıyor


Sağlık ocağı pırıl pırıl, hastadan çok hamile kadınlar ve çocuklar var! Kendimi garip hissettim 62 numaradayım, aile hekimimizin Uzman Dr. Diler Çetiner olduğunu öğreniyorum. Şuan saat 14:10 sıra no 57’de doktor her hasta ile yaklaşık 5-7 dakika arasında ilgileniyor sanki. Sayın Sağlık Bakanı, doktorların maaşına okkalısından zam talep ediyorum! Bir doktor kolay yetişmiyor, oda arkadaşım tıp fakültesi öğrencisiydi! Hekimlerimize şiddeti kınıyorum, kim uyguluyorsa elleri kırılsın! Evet sıra bana geldi:


Uzman Dr. Diler Çetiner: Buyurun Bolat Bey

Ben: Hocam ateşler içindeyim, yutkunmakta zorlanıyorum bir de kafamın üstünde ekim dikim yapan bir çim adamlar grubu var sanki, kafam zonluyor!

Doktor: Ateş, ağrı, öksürük var mı?

Ben: Öksürük yok, bu başımın üstündekilerle sorunum var zira ne yapıyorlarsa zonkluyor kafamın tepesi! 39 dereceyi de gördüm kulaktan!

Doktor mu Speedy Gonzales mi belli değil! Çok çalışkan! Zınk diye ayağa kalkıyor, steteskopla sırtımı dinliyor, nefes al ver, nefes al, ver, al, ver al ver…ilgi alaka güzel.

Doktor: Bir de ağzınıza bakalım, owww ne yapmışsınız Bolat Bey, boğaz neden bu hale geldi bakalım?

Ben: Şöyle ki hocam: Soda içtim, kola içtim, limon içtim, redbull içtim eğlendim!

Doktor: Üç gün istirahat ediyorsunuz bol bol ılık su, çorba içiyorsunuz… 

Reçeteyi alıyorum, 1 antibiyotik, 1 ağrıkesici ateş düşürücü 1 ilaç daha var ağrı olursa alacağım yoksa almayacağım. Eve dönüyorum birkaç dilim kavun atıştırıyorum, ilaçları almaya başlıyorum ve cuuup yatağa, ilaçların midedeki ilk toplantısı şöyle oluyor:
Dikkaaaaat, yoklama yapıyoruz Mustafa Nevzat askerleri, burdaaaaaaa! Zentiva askerleri yeees sir, we are hereee! Bayer askerleriiiiii, heil Bayer, heil Bayer!

Görev dağılımı yapıyoruz, öncelikle, damardan gireceğiz, burada Mustafa Nevzat antibiyotiklerinin görevi büyük, boğazların stratejik önemi var! Önce bu faranjit pisliklerini boğazlardan atacağız! Ateş düşürücüler siz direkt o kafadaki çim adamlar grubuna aldırmadan ateşi düşürüyorsunuz! Biz boğazlardan lojistik desteği kesersek çim adamlar grubu bitecek zaten! Arkadaşlar görev kutsal bu adamı 3 gün içinde turp gibi ayağa dikiyoruz! Haydi kaplanlarım saldırın! Dördüncü gün akşamı saat  18:52 biraz daha iyiyim daha rahat yutkunabiliyorum

Langa Hıyarı Kökeni Nereden Geliyor


Not: Langa, İstanbul Yenikapıda bir semt adıdır. Langa, iri hıyarlarıyla meşhurdur! Çengelköy hıyarı gibi nazik ve küçük olmayıp biraz iricene hıyarlara langa hıyarı denir. Bir gün bunu İstanbul Bostanları başlığıyla sizlerle paylaşacağım!