16 Nisan 2012 Pazartesi

Simit şehirlidir!

Türk toplumu son yıllarda birçok dualiteyi aynı anda yaşıyor, yerel-golabal, muhafazakâr-laik, modern-geleneksel.  Bir arkadaşım “köyden kente göç oldu, dolayısıyla bu simit olayında patlama oldu" diyerek simide köylü muamelesi yapınca gönlüm buna razı olmadı. Simidin hakkını simide vermek amacıyla bu postu yazıyorum. Bu tespit kesinlikle yanlıştır, simit şehirli bir yiyecektir. Simit kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir “beyaz un” demektir. Semiz ile aynı kökten gelmiştir yani şişmanlıkla doğrudan bağlantılıdır.  Birçok etimolog simit’in Rumca kökenli olduğu iddia etse de bu doğru değildir. Simit adının Smiti'den (İzmit) geldiği yönündeki söylentilerde pek cılız kalır. Yunanistan’da kimse simide simit demez “kuluri” der. Sırplar, Bulgarlar bile simide gevrek derler! Dolasıyla fazla açıklamaya lüzum yoktur simit Estambul’ludur. Simit ile şişmanlık arasında da inceden bir bağ kuralım. Mesela biraz kilo alınca bel kısmımızdaki halkalara simit der geçeriz. Direksiyon simidinin simitle hiç ilgisi yoktur. Eskiden simide halka-i simit denirmiş, şimdilerde sadece simit diyoruz. Sürekli yoğunlaşan iş hayatında daralan zamanın imdadına simit yetişir ve İstanbullunun özellikle sabahları can simididir rahatlatır. Simit çulsuzun, yolsuzun, öğrencinin, fakirin, çalışanın, patronun dostudur. Simit, çayla bir araya gelir vapura binerse bunun adı İstanbul olur, coşku olur martı olur.

Fotoğraf Kaynak: Uludağsözlük