15 Mayıs 2012 Salı

Fatih bitmiş anam!

Dün İlhami ile Dolmabahçe’de kafede oturduk oh İstanbul Boğazı içimi açtı. Konumuz vakit yokluğuydu, nasıl olsun işin biri başlıyor biri bitiyor, kalan vaktimiz yollarda! Yeni bir iş modeli arıyoruz daha özgür olabileceğimiz. Hayal mi, hayal! Şimdilik. Akşam Taksime uğradım canım kokoreç çekti Şampiyonda kokoreç yedim. Meydandaki çift katlıya bindim eve dönmek üzere. Yanıma bir abla oturdu, çıkardı ayfonu gözüme dayadı “kardeş şuradan son numarayı arasana” Allah Allah, senin telefonu niye diye başladım ama başladığıma pişman oldum devamını getirmedim çünkü ablada bir gözlük var maşallah şişe dibi halt etmiş. Bırak numarayı otobüsü göremez. “Ara ara son numarayı ara Tülay yazar kardeşim o.”  Aradım taradım son arananlar listesine 5 dakika giremedim “bulamadın mı” yok beceremedim! Nasıl yaa! Öyle işte! Teknoloji özürlü müyüm? Yahu ne bileyim her marka telefonun zımbırtısını bilmem mi gerekiyor. Neyse bulduk zor bela çaldırdım verdim konuştu. Dönüyorum kııııız, Fatih bitmiş anam o ölmüş bu taşınmış, Siirtliler kalmış tek oralarda…”

Teknoloji deyince de aklımıza hep alengirikli aletler geliyor mesela bilgisayar, telefon! İlla böyle mi olmak zorunda Teknoloji kelimesi Yunanca beceri anlamına gelen “techne” ile bilmek ve mantık manasına gelen ”logia” kelimesinden meydana gelmiştir. Böyle bakacak olursak fotoselli kapı kapanmasın diye araya terlik koymak bile teknoloji demektir.  Ne yani şimdi ben sürekli son sürüm telefon kullanmak ya da ipad’in her yeni versiyonu satın almak zorunda mıyım? Dilber Ay'a sormak lazım! Zorunda mıyım Dilber abla? Kavramların içini öyle boşalttık ki, bir bina cephesinde kocaman bir ilan Türkçe Olimpiyatları! Af buyur bu nasıl bir şey! Türkçe konuşarak triatlon mu yapacaklar yoksa Türkçe konuşarak yüksekten mi atlayacaklar!