18 Haziran 2012 Pazartesi

Biz Heybelide Yangına Çıkardık!

İstanbul'dan kalkan vapurlar sırayla Kınalıada, Burgazada'dan sonra Heybeliada'ya gelir son durak Büyükada’dır. İşte, İstanbul'un en yeşil adası Heybeliada içimizdeki piknik canavarlarının mangal eylemlerinin kurbanı oldu!  Birileri el kadar et yiyecek diye bizler koskoca ormanların yanışını izlemek zorunda mıyız? Bir ada sakininin dediği gibi “mangal” yerine  “zıkkımın kökünü yiyin!” Önceleri garipseme ve ötekileştirme olarak algıladığım bu lafı aynen ben de adalı kadının kullandığı anlamda kullanmak istiyorum. Heybeliada’yı yaktınız! Cunda’yı yaktınız, Çatalca’yı yaktınız! Daha doymadınız mı? Nedir bu sizdeki bu mangal iştahı! Heybeliada’nın yandığı gün ne yazık ki orada çok anlamlı bir sergi vardı. Sualtı fotoğrafçıları Ateş Evirgen ve Serço Ekşiyan’ın fotoğraflarından oluşan serginin adı “Marmara’da Hayat Var, Şimdilik!” Marmara kimin umurunda! Koşun kalabalıklar mangal var! Tütsüleyin, tütsülenin! Yiyin için kirletin, üstüne bir de ormanı yakarsanız sizden ala insan yok! Adalar Müzesi mi? Sergi mi? Kimin umurunda! 

Not: Heybeliada'nın eski adı Halki'dir, Hüseyin Rahmi Gürpınar burada yaşamıştır, bir de meşhur bir Bulgar şair vardı ama ismini unuttum.