4 Temmuz 2012 Çarşamba

Bana İstanbul'u anlat!

Dur! bırak!
Kaynasın kahvenin suyu...
Bana İstanbul’u anlat nasıldı?
Bana boğazı anlat nasıldı?
Haziran titreyişlerle, kaçak yağmurlar ardı.
Yıkanmış kurunur muydu o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak güneşte...
İnsanlar gülüyordu de,
Trende, vapurda, otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır, hep kahır, hep kahır,...
Bıktım be...

Dur! bırak!
Kalsın, açma televizyonu!
Bana İstanbul’u anlat nasıldır?
Şehirlerin şehrini anlat nasıldır?
Beyoğlu sırtlarından, yasak gözlerinle bakıp,
Köprüler, Sarayburnu, minareler ve Haliç’e...
Deyiverdin mi bir merhaba gizlice?
İnsanlar gülüyordu de,
Trende, vapurda, otobüste,
Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle...
Hep kahır, hep kahır, hep kahır,
Bıktım be...

Dur! bırak!
Kımıldama, kal biraz öylece ne olur...
Kokun İstanbul gibidir,
Gözlerin İstanbul gecesi,
Şimdi gel sarıl, sarıl bana kınalım.
Gök kubbenin altında orda da beraber.
Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali,
Hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi...
İnsanlar gülüyordu de,
Trende, vapurda, otobüste,
Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle...
Hep kahır, hep kahır, hep kahır,
Bıktım be...

Cem Karaca'dan dinlemeyeli ne çok zaman olmuştu, Estambul severlere armağan ediyorum.