9 Temmuz 2012 Pazartesi

Palavradan Medeniyet Üretmek

Sizin kütüphaneye bakış açınız ne bilemem! Bana göre ulusal ve küresel belleğin lojistik merkezi kütüphanelerdir.
Şimdi doğruyu söyleyelim en son ne zaman kütüphaneye gittik? “Ammaaaaan boşversene internet çağında kütüphaneye ne lüzum var” diyorsan lütfen bundan sonrasını okuma derim. Bu toprakların çocukları pek yabanıl değildir Kütüphaneye. Eski doğunun süper gücü Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılardan birçok miras devraldık.  
          Dünyanın en eski kütüphanesi M.Ö 625 yılında kurulan Ninova Kütüphanesi’dir. Musul yakınlarındaki bu muhteşem Asur Kütüphanesi çapulcu Med ve Babil orduları tarafından talan edilip yakılmıştır. 1850 yılında Ninova Kütüphanesi kil tablet mirasını bulan İngiliz arkeologlar Gılgamış Destanı ve Tufan efsaneleri dâhil olmak üzere birçok eseri ülkelerine götürmüşlerdir. Saddam Hüseyin zamanında Ninova Kütüphanesi yeniden yapılacaktı ama onun başına gelenleri biliyorsunuz! Yakın tarihimize ait ilk kütüphane Osmanlılar döneminde İznik’te, ikincisi Edirne’de kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedince kütüphaneleri halka açmıştır, böylece “halk kütüphanesi kavramı” doğmuştur. Büyük imparatorun Ruhu Şad Olsun.
          Kamu kaynaklı bir rapora göre 2000 yılında Kültür Bakanlığı’na bağlı 52 kütüphane var iken, 2008 yılında bu rakam 41’e inmiş. Tam bize yakışır bir durum! 2008 yılında İstanbul’daki kamu kütüphanelerinden bir yıl içinde ödünç verilen kitap sayısı 185.692 iken Londra’da bu sayı 38.000.000, Tokyo’da ise 84.000.000’dur. Yeni bir medeniyet inşa etme iddiası vatandaşından başlamazsa bu tahayyüllerine ancak palavra deniliyor.


Not: İlginizi çeker mi bilmiyorum ama İTÜ’nün hakla açık derslerini de Ninova adlı portaldan takip edebilirsiniz. Teşekkürler İTÜ.