10 Ağustos 2012 Cuma

İstanbul'un kuş beyinli blogger'ı!


Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken… Kuş beyinlinin biri “İstanbul’a güzel bir kuş gözlem kulesi ne yaraşır arkadaş!” diye kendi kendine söylenirken birden Metro denen parasız dağıtılan gazetede bir haber okumuş! "Oh ne güzel" demiş bizim kuş beyinli blogger. İstanbul Çamlıca Tepesi’ne kuş gözlem kulesi yapılacak! Yıl 2008, gözlerine inanamamış, haberi tekrar okumuş! Hatta yetinmemiş bir de belediyenin internet sitesine bakmış orada da “İstanbul ‘KuşTurizmi’nde de iddialı” başlığıyla haber olmuş. Hemen klavyenin başına geçmiş ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni vizyonu için kutlamış! Estambul’uma da bu yaraşır demiş, aferin başkanıma demiş!
          Bu bizim kuş beyinli blogger az gitmiş uz gitmiş elinde dürbün kuşların yollarını gözlemiş! O gazete haberi üzerinden 5 yıl geçmiş, yıl 2012 olmuş ve kuşlar sonbahar göçü için tekrar İstanbul Boğazı üzerine akın etmiş! Bizim kuş beyinli blogger Çamlıca tepesine 1 yerine 4 kule birden inşa edileceğini yine bazı gazetelerden öğrenmiş! Çamlıca tepesine kuş gözlem kulesi yerine böyyyük bir camii yapılacakmış! Hem de selâtin camii, yani sultan camii, “iyi de baba sultan yok o nasıl olacak o iş demiş, Brunei’den mi sultan getireceğiz?” Her neyse işte bizim kuş beyinli blogger’in kuş gözlem kulesi hayal olmuş! İstanbul Büyükşehir Belediyesi ermiş muradına biz çıkalım kerevetine!
          Şimdi bazı okurlar şöyle düşünüyor olabilir, bu kuş beyinli blog azarı Bolat efendi camiye karşıdır, zındıktır, Allah onun tepesinden bakacaktır…Asla camii karşıtı bir söylemi olmaz! Yalnız isyanı şunadır hala ülkesi gelişmekte olan ülkeler listesindedir bizim kuş beyinli blogger bilir ki bu batılılar “geri kalmış ülkeler demek ayıp olacağından gelişmekte olan ülkeler deme yolunu seçmişlerdir, bizim gibi ülkeler gücenmesin diye!
Haksız da sayılmazlar. Şimdi kuş gözlem kulesi yapacaksın, birkaç yüz kuş beyinli kuşa bakacak diye güzelim Çamlıca tepesine neden kuş gözlem kulesi mi dikelim?
          Kuşları gözlüyorlar da ne oluyor! Ne işe yarıyor? Mesela o geçen nedir deseler biz K.O.K deriz, yanlış anlayıp bizi levye ile kovalarlar. Halbuki KOK, küçük orman kartalıdır. 
          Şimdi anlatsak bu kuş beyinli gözlemciler sayesinde ; Bilim desek, ilim desek, irfan desek, sayıyoruz çünkü vatandaş bilimi desek, halkalıyoruz desek, salgın hastalıkların tespiti desek, sulak alanlar desek, veri bankası desek, hayvan sevgisi desek, eko-turizm desek, yerel ekonomiye katkı, doğa koruma, ülkeler arası bilim aktarımı, deneyim paylaşımı desek, ülkemiz için etkin tanıtım desek bizi dinleyen olmaz çıkmaz.
Elimizde dürdün, fotoğraf makinesi öyle boş boş havaya bakan tipleriz, oy potansiyelimiz de yok! 
          Bak, üstümüzden bu topraklarda nesli tükenmiş 164 çeşit kuş türü  geçiyor desek, yararı olur mu? Kim takar bizi! Bizim Bursalı Bloggerlara sorsak, Anadolu Sıvacısı adlı kuşu izlemek için elin insanları dünyanın her yerinden geliyor sizin haberiniz var mı! 

Not: Şu fotoğraftaki estetiğe bak sen tam 700 yıl geridesin, adamlar hayvan sevgisinde nerde sen nerdesin hangi yeni camiinde böyle bir anlayışın yansıması var?Diyelim ki böyle bir anlayış yok, peki var olanı koruyabilecek kadar kapasiten var mı? Fotoğrafa bakarsan o da şüpheli! Fotoğraf kaynağım, tayproject'tir.