6 Eylül 2012 Perşembe

Don Kişot İstanbul'a gelecekti!

İstanbul Cervantes

Cervantes ve Don Kişot Romanı

Değirmenlere saldıran deli şövalye Don Kişot az kaldı İstanbullu olacaktı? Gerçekten mi? Valla!  1570'te Kıbrıs II. Selim tarafından  “gelecek nesillere Akdeniz’in ortasında bir turizm adası hediye etme gayesiyle”  top, tüfek, mızrak, kılıç, süngü kısaca Allah ne verdiyse kullanarak  zapt edilmek istenmektedir. Servantes İtalya'dadır.  Papa Pius’un çağrısına İspanya ve Venedik karşılık verir.    Cervantes de romanda da yazdığı Elit İspanyol kolordusu Infanteria de Marina birliğine katılır. Laponte-İnebahti Savaşı onun da zafer hırsını körüklemiştir. İnebahtı savaşında bir kaç yerinden yaralanmış ve sol elini kaybetmiş çolak kalmıştır.

İnebahtı Laponte Savaşı


Osmanlı donanmasına karşı Marquesa adlı kadırgada elinde kalıç eser gürler. Akdeniz toz dumandır. Korfu,da Gole'de Kıbrıs açıklarında, Tunus'ta savaşır. Rütbe alamamıştır. Kardeşi Rodrigo’ya “çolağım diye rütbe de vermiyor Rodrigo’m” diyerek kardeşini de ikna edip,  gönüllü terhis etmiştir kendisini ordudan. 

Artık eve dönüyorlardır. Amanıınnnn Amanın  Fransa'nın Tries Marinas açıklarına doğru yaklaşırken  bam gümm çat pat diyerekten Türk korsanlar  Cervantes'in bulunduğu gemiye dalarlar. Dört Türk kadırgası Cervantes ve kardeşi Rodrigo'nun da bulunduğu gemileri esir alır. Onu esir alan Levent’in adı Arnavut Memo’dur. Servantes eserlerinde Arnavut Mami'yi sevmese de hakkını teslim eder. Şöyle yazmıştır Aurnaut Mami için: "Mami sert bir yeniçeri, asker ve cebeci, dürüst bir Türk. onun eline düştüğüm için çok talihliyim. Yeniçerinin kölesine ne kadar küstah olursa olsun dokunmaya, ya da yan bakmaya kimse cesaret edemez."

İstanbullu Cervantes


Yaaa işte böyle şövalyelik masallarına kanıp Akdeniz’de havuç yağıyla bronzlaşacağını sanan kahramanımız Servantes Cezayir çöllerinde yanık yanık yanık  ahanda bu epik Türk halk ezgisini serenat eylemiştir: “Sen misin bu hallere düşmeme sebep, inanmak gelmiyor içimden… Ellerim bomboş gözümde yaşlarla, güneşin kavurduğu bir çöldeyim…”

Mamafih Cervantes’e Cezayir yolları taştandır. 1575–1580 yılları arasında Cezayir'de esir olarak yaşar. Mahpus damları çetindir. Tam dört kez kaçma teşebbüsünde bulunur, ünlü eseri Don Kişot'u bu mahpus damlarında kaleme alır. Türklere karşı onu ateşlere atan şövalye romanlarından öcünü almak için dalga geçme, yerme, alay etme anlamına gelecek bu Pikarest roman Don Kişot'u yazıp şövalye masalları ile alay etmiştir.

 Esaretin sonunda Miguel de Cervantes  bedel karşılığı affedilir evine döner çünkü onun sahibi Cezayir Dayısı Hasan’dır yani Cezayirli Hasan Paşa tam o yıllarda paşa olmak üzere İstanbul’a çağrılacak belki Dayı Hasan Servantes’i de Estambul’a getirecektir.  Kendisi istanbul’a gelemese de İnstituto Cervantes namıyla, Cervantes Enstitüsü İstanbul’dadır. Dolayısı ile ruhu sükûn bulmuştur.

Illustration: Jules David