28 Eylül 2012 Cuma

Kendime verdim ayarı!


Çalıştık, çabaladık ürettik, işimiz olmayan işlerin ucundan tuttuk lakin bu çalışma hayatında bir cacık olacak halimiz kalmadı. 2012 yılına çalışan olarak nokta koymaya karar verdim. Girişimci oluyorum iyi mi! Kendime ayar olarak da aşağıdaki öyküyü seçtim.
          Bir varmış bir yokuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken, beeeen annemin beşiğini tıngııııır mıngıııır sallarken payitaht İstanbul’da Takkeci ibram Ağa diye bir Osmanlı tebaası varmış. Namı üzerinde keçeden takke yapar satarmış. Önüne gelene İstanbul’da bir cami yaptıracağını söyler, konu komşuda “yürü İbram Ağam karnını doyuramıyorsun alla sen bir de cami mi yaptıracaksın” diyerek İbrahim Ağayı küçümsermiş. Hatta bazı yandan çarklılar İbrahim Ağaya “Ağam, cami pek uzak camiyi şuraya yaptırsan iyi olur” diyerek, Takkeci İbrahim Ağayı makaraya alırlarmış.
Takkeci İbram Ağa hiç istifini bozmaz, sattığı takkelerin parasını ayrı bir çömleğe atar cami yaptırma hayallerini içinde uykusuna dalarmış. Takkeci İbrahim Ağa, bir gün rüyasında Bağdatlı bir adamın kendisine üzüm ikram ettiğini ve “ye İbrahim Ağam” dediğini görmüş. Bu rüya üçüncü kez tekrarlanınca,  Ağa rüyasını eşine anlatıp yola revan olmuş. 
          Az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş Bağdat’a varmış. O zaman Bağdat Bağdat tabii ki çok güzel. Henüz Coniler Bağdatı yakmamışlar.
          Neyse efenim, Ağa varır Bağdat sokaklarına sırtında heybesini çıkarıp dinlenirken bu garip adamı gören esnaf elinde bir salkım üzümle gelerek İbrahim Ağa'ya ikram eder. Nerden gelir nereye gidersin ağam? Diyerek lafa girer. Takkeci İbram Ağa derki “İstanbul’dan, gelirim ağam, rüyamda gördüm bana, Bağdat’a git sana üzüm ikram edilecek o ikram edilen üzümü ye dediler, bu yüzden geldim” deyince adam dayanamaz “abe adam bir rüya peşine İstanbul’dan Bağdat’a mı gelinir! Bu nasıl iştir, Allah sana akıl fikir versin diyerek inceden ağayı fırçalar. “Bana da rüyamda İstanbul’a git, orada Takkeci İbrahim Ağa var onu bul, onun evinin ocağın altında 2 küp altın var, onu al didilerdi.  Şimdi bu rüyanın peşinden İstanbul’a mı gideydim” deyince Takkeci İbrahim Ağa’nın jetonu tilink diye inceden düşer ve gerisin geri İstanbul’a gelir o ocağın altındaki gömüyü bulur ve minik üçgen formunda önünde kiremit rengi ahşap sütunlar olan Topkapı ile Maltepe Metrobüs durağı arasındaki o şeker cami yaptırır. Takkeci İbrahim Ağa Camii.         
          Bu eser 2010 Avrupa Kültür Başkentliği kapsamında restore edilmiştir. Restorasyondan önce çok kez hırsızlarca soyulmuş bazı çinileri Lizbon’daki Salazar Müzesi’nde görülmüştür. İşte bizde bir salkım üzüm peşindeyiz, nasibimize ayva çıkarsa ona da hazırız.

NOT: Şunu da anlatmadan geçmeyeyim, denir ki bu cami metruk iken bazı uyanıklar gelip camiyi hayrıma restore ettireceğim diye türbeyi ve camiinin değişik bölgelerini kazıyormuş, neden? Bu hikayedeki diğer küp altını bulmak için!