23 Ekim 2012 Salı

İstanbul ve Kültür


İstanbul kültürel bir başkentten, gecekondu şehrine nasıl dönüştü? Benim gibi otuzlu yaşlarda olanlar bunu çok rahat hatırlıyor. Bu dönüşüm sırasında harabe izbe olarak adlandırılan ahşap yalılar nasıl cayır cayır yakıldı! 14 milyon nüfusu İstanbul'a yığmak Estambul’a eziyet değil de nedir? İstanbul’un kültürel dokusunu zedelenmiştir. İstanbul’un kültür kültür politikası var mı bilmem hatta ülkemizin bir kültür politikamız var mı onu da bilmiyorum. Trafiğin dahi sürdürülebilir olmaktan çıktığı bir şehrin kültür politikasını kimler nasıl belirliyor soru işareti. Saltanatın şehri bugün ekmek kavgalarının en acımasızca yaşandığı yerlerden biri haline geldi. Kültürel üretim muadil şehirlere göre çok cılız ama yine de Türkiye'nin en önemli kültürel üretim merkezi. Benim gördüğüm şu, bazı geleneksel sanatların desteklenmesini saymaz isek kültür ve sanata destek yok gibi. Çağdaş sanatların adının çağdaş olması mı bünyede alerji yapıyor bilemiyorum. Varsa yoksa konut dikilsin, dikkat edin adam gibi bir kamu binası gösterin dişimi kırayım, bilen var mı? Bu kamu binaları nasıl yapılıyor onay mekanizması nasıl? Muhterem yetkililerimiz mimarı karşısına alıp “bak mimar efendi bizim orada böyle bir bina var idi öyle bir şey mi yapsak” diyor nasıl oluyor bu işler de bu kadar gudubet yapılar ortaya çıkıyor. Koca koca ilçelerde kültür merkezleri dediğin yerler bildiğin modern düğün salonu anacım, böyle iş mi olur! Kültür sarayımız var da içinde kültür var mı onun cevabını da sana bırakıyorum! Hani diyoruz ya hep  “kültürel zenginliklerimizin farkına varmalıyız” diye, say bakalım kaç tanesini sayabiliyorsun?
O zaman ne yapıyoruz kendimize ev ödevi verip İstanbul’un kültürel zenginliklerini hep birlikte çalışıyoruz çekirge! Aferin! İnsan, içinde yaşadığı mekâna bir şey katar mesela sen Bolat, ne kattın yavru kuşum İstanbul’a söyle? Ya da sen okuyucu, sen ne katmak isterdin İstanbul’a?