27 Kasım 2012 Salı

Sanat sever Başbakan!


Başlığa bakıp "yürü git" dediğini duyar gibiyim. Deme! Önce bir oku sonra sinirlenirsin. Bugün size devlet adamlığında rol model olarak gördüğüm birini anlatmak istiyorum. Zira böyle devlet adamı yetiştirmekte sıkıntı yaşıyoruz artık. Sadrazam Ahmet Vefik Paşa Osmanlı’nın son dönem kabiliyetli, cibilliyeti, nitelikli, kaliteli hangi olumlu sıfatı yazsak hak edecek bir devlet adamıdır

Her İstanbullunun imreneceği kişiliktir. Başbakandır, sadrazamdır, büyükelçidir, oyun yazarıdır, validir daha neler neler! Kitap sevgisi,  yazarlığı, lisan bilgisi ve nüktedanlığı ile meşhurdur. Molyer’in birçok eserini tiyaromuz için uyarlamış ve tiyatro yazarlığı da yapmıştır. Paşamızın fütursuzluğu dillere destandır. 

Bir gün Fransa’da elçi iken bir opera binasının açılışına davet edilir. Malum 19. yüzyıl devletimiz kötü günler yaşıyor. Tören sırasında Ahmet Vefik Paşa, Napolyon'a en yakın locaya kurulmuş, artiz artiz etrafı seyredip, salona giren haşmetli Napoyon’u takmamıştır. Daha önce de birkaç “tınmama” sabıkası bulunan Ahmet Vefik Paşa'ya ders vermek isteyen Napolyon bir adamını yanına çağırır.
“Git şu Osmanlı Paşasına bir sor bakalım uşağum, bu gendini hâlâ Kanuni devrinde mi sanıyor” der.
Adam gelir ve Napolyon'un dediklerini aynen paşamıza aktarır.
Ahmet Vefik Paşamız bu soruya aynı Kasımpaşa üslubuyla:
“İmparator hazretlerine hatırlatırım ki payitahtta Kanuni olsaydı, kendileri yerine o koltukta ben olurdum zaten!” diyerek lafı gediğine koyma ustası olduğunu gösterir.

Ahmet Vefik Paşa vasiyeti gereği Rumeli Hisarındaki yalısının bahçesine gömülmek istemiştir. Kendisi bunun nedenini şöyle açıklar: “Sultan Mahmut türbesine gömülüp de hayatım müddetince uğraştığım adamlarla ahirette tepişmek istemem.”
Paşamızın 15.000 ciltten oluşan kütüphanesinin yerinde yeller esmektedir, bu güzelim kütüphane dağılmıştır. Çok yazık. Ahmet Vefik Paşa gibi devlet adamı mı dediniz? Birkaç fırın ekmekten sonra o da olur inşallah!

Etimoloji severe not: Sadrazam, Sadr-ı-azam kökünden gelir. Yani kelime Arapça kökenlidir, sadr- şadr- şadırvanla aynı kökten yani kaynak kök, yön veren, kaynaklık eden, önderlik eden anlamı taşır. Azam da büyük demektir. Sadrazaman bir zamanların büyük vekili şimdinin Başbakanı demek.