20 Aralık 2012 Perşembe

Lahanacı, bamyacı ve Kikkuli


Biliyorum “yuuuuh bu ne Bolat, kim okuyacak bunu” dedin, haklısın kimsenin bu kadar vakti yok Ama okursan da güzel olacak be! Ne dersin, hadi okuyalım mı?

Atın evcilleştirilmesi, insanlığın uygarlık alanında attığı en ileri adımlardan biridir. Fransız Buffen der ki “insanlığın en soylu fethi attır, işte o da Türklerin ataları tarafından evcilleştirilmiştir.” Bakın, Ana yurdumuzdan Anadolu’muza tüm bu devletleri at üzerinde kurduk, açgözlü değiliz. Türklerin Tarihi isimli kitabında Jean Paul Roux şunu yazar “Türkler isteselerdi bütün dünyayı feth edebilirlerdi. Ancak onlar atlarını besleyebilecek otlakların bulunmadığı ülkelere gitmediler.” demiştir.

Anadolu’muzun ilk imparatorluğu Hititler de bölgelerindeki güçlü bir orduyu atlarla yaratmış hatta Kikkuli adlı Hititli yeryüzünün atlarla ilgili ilk kitabını M.Ö. XIV. yüzyılda yazmıştır. Sonra köprünün altından çok sular geçmiş, Hunlar, Avarlar tozu dumana katmışlar kardeş kavgalarıyla da hapı yutmuşlardır. Sonra sahneye Romalılar çıkmış hipodromlarda at yarışlarıydı oydu buydu derken o koskoca Roma da gitmiş gelmiş bize Bizans Çağı.

İmparator Constantinus İstanbul’u Roma İmparatorluğu’nun yeni başkenti olarak ilan etmiş. Bronz boru üflenmiş Ayasofya ile Sultanahmet Meydanındaki Hipodromunda dört atın çektiği ve “Quadriga” adlı atlı arabalar tozu buluta, teri dumana karıştırmışlar  Belki o zamanlar Hipodrom Veliefendi Çayırlığı kadar büyük değilmiş lakin heyecan Veliefendi’den da aşağı kalmamış.

Estambul’da taraftarlık duygusu her zaman yaman olmuştur. Bizans’ta da Beyazlar, Yeşiller,Maviler ve Kırmızılar olmak üzere dört takım varmış. Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti Yeşiller ile Maviler arasındaki rekabetin yanında güdük kalırmış. “Maviler” ile “Yeşiller” arasında ilk çatışma 493 yılında tiyatroda olmuş millet birbirini boğazlamış yahu!  Kathisma denilen imparatorluk locası taş yağmuruna tutulmuş, Constantinople sokaklarında günlerce süren kanlı kavgalar yaşanmış, sonunda “Yesiller”in hamisi olan Plato kentin valisi olarak atanmış da olaylar biraz durulmuş. 514 yılındaki başka bir kavga nedeniyle İmparator Anastasius “yerim ülen sizin yarışınızı” diyerekten  Hipodromdaki at yarışlarını yasaklamıştır.

Estambul’umuzu 1204 yılında Latinler talan etmiş. Her şeyi çalmışlar bu Latin hergeleler! O görmüş olduğunuz Dikilitaş'ın dibindeki kuyunun zemininden başlarmış aslında Hipodrom ama maalesef taş üstünde taş bırakılmayıp moloz haline getirilmiş.

osmanli lahanacilar bamyacilar topkapı sarayı
Lahanacı ve Bamyacı Takımları Sütunları
Gel zaman git zaman,  Anadolu’ya mensubu olmaktan onur duyduğum Selçuklular at sırtında gelmiş ve sonra diğer boylarla şekillenmiş Anadolu. Timur’un süvarileri karşısında tökezleyen Osmanoğulları bundan ders çıkarmış tahtı oğlu Mehmet’e (sonradan Fatih diye anılacak) bırakan II. Murat, Merzifon ovasında dedesi Beyazıt’ı hatırlayarak iki atlı cirit takımı kurup idman yaptırmış. Amasyalılara Bamyacı, çünkü bamyası ile de meşhurdur, Merzifonlulara da Lahanacılar adını vermiş çünkü Merzifon da lahanalarıyla ünlüdür. II.Mehmet(Fatih) İstanbul’u fethedip babasının Lahanacılar, Bamyacılar takımlarını İstanbul'a almıştır. Topkapı Sarayı süslemelerinde gördüğünüz lahana ve bamya resimlerinin sebebi budur, bir sonraki ziyaretinizde görebilirsiniz. Lahanacılar yeşil giyer Bamyacılar ise mavi kadife elbise giyerdi.

Ne yaman bir tesadüf, ne yaman bir rastlantı ya da ne yaman bir seçimdir ki Divan-ı Lügat-it Türk’te geçen “At Türk’ün kanadıdır” sözüne nazire yaparcasına dün Lahanacılarla, Bamyacı cündilerin müsabakalarına sahne olan Merzifon Ovası’nda bugün devletimizin çelik kanatları, Hava Kuvvetlerimizin 5.Ana Jet üssü ve o üste 151. ve 152. Av Önleme Filosu bulunmaktadır. Çocukluğumda her çarşamba hava idmanı vardı çelik kanatları izlerdik. Kuş kanatsız Türk atsız olmaz arkadaş!

Biliyorum biraz tarih dersi gibi oldu ama heyecanımı mazur görün, ben bu postu neden yazdım. Çünkü British Museum’da atlarla ilgili bir sergi düzenlendi. İçinde bize dair önemli şeyler yok ama neticede güzel bir sergi. Peki, bizim müzelerimiz neden ölü gibidir neden bu sergiler düzenlenmez, müzeler depo mudur?

Eğer atalarımız atı evcilleştirip insanlığı mobilize etmeseydi Bilgi Çağı’na bu kadar hızlı bir geçiş olur muydu? Aman kim düşünecek bunları, koy ver gitsin!

Etimoloji Sevenlere Not: Erkek ata aygır, dişi ata kısrak, yavru ata tay, başıboş dolaşana hergele, yük çeken atlara beygir denir.