2 Aralık 2012 Pazar

Şişede İstanbul Masada İstanbul


İnsan bir kere bu şehri sevmeye görsün kaçmak istese de kaçamıyor. Karadul örümceğinin ağındaki zavallı canlılar gibiyiz. Nedir bizi bu şehirde tutan? Egzoz gazları mı, şehrin sürekli horuldayan gürültülü ortamı mı? Neyini severiz İstanbul’un? Karabasan gibi üzerinize çöken trafiğini mi? Bütün bu soruların cevabı inanın bende de yok!...

“Gidelim buralardan bu şehir bizi boğmadan” der durursun, lakin bir uyuşukluk sarar bedenini, bu şehir zehirler insanı yavaş yavaş. Gece uçakla seyahat ettiysen bilirsin kaosa yukarıdan bakınca her şeyin aslında kendi içinde ne kadar düzenli olduğunu görürsün ve bir özlem sarar bedenini gideceğin yere varmadan. İstanbul’dan uzakta bir yerde birkaç gün fazla kalırsan sıtma gibi sarar seni İstanbul ateşi!

Tüm bunlara rağmen bu şehri neden terk edemiyoruz? Bilen var mı? Ümit Yaşar Oğuzcan Şiiri gibi “Bu ne biçim su, bu nasıl şehir! Şişede İstanbul, masada İstanbul… İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım. Nereye gidersen git, orada İstanbul.”


Fotoğraf Kaynak:womendergisi.com