25 Mart 2013 Pazartesi

Canım İstanbul


Ben İstanbul'u kocaman bir çelik çekirdeğe benzetiyorum. İçinde çarklar var sürekli hareketli ve uğultulu.  Geçenlerde Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve İnsan Kulübü İstanbul’un “ses siluetini” oluşturmak amacıyla bir çalışma yaptı ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.

Yapılan incelemede, ses seviyesinin en yüksek olduğu Maslak'ı Kadıköy-Moda, İstiklal Caddesi, Eminönü-Karaköy, Üsküdar, Beyazıt-Laleli bölgeleri izledi. En düşük ses yoğunluğunun uzun süre oturduğum Sarıyer'de olması beni şaşırtmadı.

Susmuyor arkadaş şu koca şehir. Bu ruh hali insana da yansıyor. Hepimiz tabakhaneye yetişme pozisyonunda çalışıyoruz. Pilimiz bitene kadar! Bu kadar laf edip kızsak da şu şiiri okuyucunca bu şehri sevmemek elde mi!

Canım İstanbul
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...  İstanbul,  İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından,
Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan,  Türkçesi bülbül kokan,  İstanbul,  İstanbul...

Büyük şair Necip Fazıl’ın bu güzel şiirindeki Estambul Türkçe ’si artık var mıdır? Emin değilim. Sümbüller, erguvanlar mevsimi geliyor ne güzel. Sümbülün de İstanbul gibi insanı sarhoş eden bir kokusu vardır.

Fotoğraf Kaynak: turkishairline.com