27 Mayıs 2013 Pazartesi

İstanbul Masal Olsa (Röportaj)

Tiyatro Pedagogu masalcılar istanbul

Masallar ve Masalcılık

Röportajdan önce yazma gereği hissettim. Biraz sonra okuyacağınız röportaj, taşın altına elini koyan bir kadının hikayesi.  Nazlı bana sözel kültürümüzün ne kadar da kıymetli olduğunu hatırlattı. İyi ki böyle insanlar var diyorum.  İyi okumalar dilerim. Bir varmış, bir yok muş evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken……

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Nazlı Çevik

Ben Nazlı Çevik, Hikâye Anlatıcısı ve Tiyatro Pedagoguyum. 1999 yılında İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Hekimlik Fakültesinde okurken Tiyatro eğitimi almaya başladım. Daha sonra farklı kurumlardan Çağdaş Dans ve Drama eğitimi aldım. Veterinerlik fakültesini bitirdikten sonra, hekimlik yapmamaya karar vermiştim. Bunun üzerine 2003-2007 yılları arasında İstanbul’da farklı eğitim kurumlarında Yaratıcı Drama Öğretmenliği yaptım. 2006`da Berlin Sanat Üniversitesi`nde master yapmak için Almanya`ya gitmeye karar verip Almanca öğrenmeye başladım. 2007`de üniversitesinin yetenek sınavını kazanıp, Berlin Sanat Üniversitesi`nde Tiyatro Pedagojisi alanında master yapmaya başladım. Masterım esnasında Hikâye Anlatıcılığı ile tanıştım. Master programı bittikten sonra, yine ayni üniversite de  “Eğitimde ve Sanata Hikâye Anlatıcılığı“ adli bir sertifika programını bitirdim. Ayrıca Berlin`de dans pedagojisi alanında da eğitim aldım. Berlin`de yasadığım 5.5 yıllık süre içerisinde hem eğitimlerimi tamamladım hem de okullarda, müzelerde, kültür merkezlerinde, farklı festivallerde Hikaye Anlatıcısı ve Tiyatro Pedagogu olarak çalıştım. Şubat 2013`de İstanbul’a geri döndüm ve çalışmalarımı burada yürütmeye devam ediyorum.

Masal nedir, etimolojik öyküsü nereden gelir?

Masal sözlü geleneğe ait, kulaktan kulağa ve kuşaktan kuşağa aktarılan ve çoğunlukla olağanüstü kahramanları ve olayları anlatan anlatı türüdür. Bunun dışında bir yazın türü olarak da masaldan bahsetmek mümkündür. Türkçe ’deki masal kelimesi Arapça bir kelime olan mesel`den  gelmektedir. Mesel, öğretici öykü, kıssa, simge anlamlarını taşır. Masalın yapısını incelediğimizde bünyesinde dünyevi gerçekliğin simgesel görüntülerini barındırdığını görürüz. Simgeler, hayata sorular soran ve bu soruların cevabini arayan yolcuya kapılar aralar.

Masal anlatmaya nasıl başladınız?
Master yaptığım bölümün ders programı arasında Masal Anlatıcılığı diye bir ders vardı. Dersimizin hocasi Prof.Dr. Kristin Wardetzky her hafta Almanya`nın ve Avrupa'nın farklı şehirlerinden profesyonel masal anlatıcılarını çağırırdı ve biz o derste çocuklar gibi sadece masal dinlerdik. Çocukluğumda hiç masal dinlememiştim ve bu ders sanki çocukluğumdaki o boşluğu dolduruyordu. Dinlediğim masallar, onların anlatılış biçimleri beni öylesine etkiledi ki, ben de masal anlatıcısı olmaya karar verdim. Ertesi dönem, yine programımızda masal anlatıcılığı dersi vardı, fakat bu defa pratik bir dersti. İlk defa bu derste masal anlatmayı öğrendim. Daha sonra Berlin`deki okullarda Türkçe ve Almanca masallar anlatmaya başladım. 2011-2013 yılında yine ayni üniversitenin, Sanatta ve Eğitimde Hikaye Anlatıcılığı“ adli sertifika programını burslu olarak bitirdim. Bu eğitim bünyesinde Almanya’nın ve Avrupa’nın en önemli Hikaye Anlatıcıları ile çalışma fırsatı buldum. Simdi hem Türkiye`de hem de Almanya`da masal anlatıcılığı yapmaya devam ediyorum.

Geçmişte masalcılık nasıldı?
Bu benim kişisel olarak deneyimlemediğim bir şey. Ancak bu konu üzerine anlatılanlar ve yazılanları referans göstererek konuşabilirim. Teknolojinin henüz bu kadar gelişmediği  bir dönemde insanlar akşamları bir evde toplanıp birbirlerine masallar, hikayeler  destanlar, fıkralar anlatırlarmış. Özellikle Anadolu`nun köylerinde gezgin masal anlatıcıları varmış. Köyden köye gezer, masallarını anlatır bunun karşılığında da kalacak yer, yiyecek yemek alırlarmış. Annem anlatırdı, onların köyüne de gelirmiş böyle masalcılar ve bazen masallar bir hafta sürermiş. O zaman anlatıcı, anlatışını en heyecanlı yerinde keser ve arkası yarın dermiş. Tıpkı günümüzde dizilerin yaptığı gibi. Ve ertesi gün masal kaldığı yerden devam edermiş. Geçtiğimiz yaz duydum ki benim, çocukluğumdan sinirli ve huysuz diye hatırladığım, su anda aramızda olmayan dedem de masal anlatıcısıymış ve komsu köylerden onu, özel günlerde masal anlatması için çağırırlarmış. Maalesef dedem bize masal anlatmadı ama o da Anadolu`nun gezgin masalcılarından biriymiş.

İstanbul bir masal olsa nasıl anlatılırdı?

Bence çok uzun ve çok katmanlı zor bir masal olurdu ve günlerce, haftalarca hatta aylarca anlatılmak zorunda kalınırdı. Bu masalı da öyle her anlatıcı anlatamazdı, ancak usta bir anlatıcı kalkabilirdi bunun altından.

Masal sadece çocuklara mı anlatılır?
Bu sorunun cevabini en güzel,  Arjantinli Psikatrist ve Yazar Jorge Bucay veriyor. Masallar çocuklara uyumaları yetişkinlere ise uyanmaları için anlatılır.

İyi bir masal anlatıcısı olmak için ne yapmalı?

Her şeyden önce kalbini masallara açmak ve onlara inanmak gerekir. Bir de masalın resimlerini görebilmek, kokularını, seslerini, tatlarını duyabilmek  gerekir. Masal anlatıcısı, anlatacağı masalın çok katmanlı dünyasını çok iyi tanımalıdır. Bunu başarabildiği zaman, anlatımları ile dinleyenin hayal dünyasında  masalın dünyasının yeniden kurulmasına yardımcı olur.