2 Aralık 2013 Pazartesi

Elif Efendi Sokağı

Yolum Düştü Sütlüce'ye


İstanbul sürprizlerle dolu bir şehir. Geçen Haliç Kongre Merkezi'ne giderken yolum Sütlüce’ye düştü. Yol üzerindeki sokak tabelası dikkatimi çekti “Elif Efendi Çıkmazı” yazıyordu. Allah Allah dedim ne ilginç sokak ismi.

 “Elif ve efendi” kelimeleri yan yana gelince hepimizin dikkatini çekiyor değil mi? Hemen sokakta bir vatandaşa sordum:
“Afedersiniz burada mı otuyorsunuz, beyefendi.”
Evet!

Elif Efendi Kimdir?


“Elif Efendi kimdir? Bu sokağın ismi neden Elif efendi, biliyor musunuz?” 
Bilmiyorum ben daha yeni taşındım 3 yıl oluyor!
İçimden nasıl yani deyip bir bakkala giriyorum. İnsan bu kadar meraksız bir varlık olabilir mi yahu! Neyse esnaf  teyze’ye soruyorum:
“Teyze bu sokağın adı neden Elif Efendi?”
Oğlum sen bilmiyor musun Elif Efendiyi!
“Bilmiyorum Efendim.”
Kendisi meşhur bir Osmanlı alimidir, tekke şeyhidir, şairdir. Az ileride de dergahı var. Biraz yürüyüp ayaküstü dergaha uğruyorum kapıda güvenlik var. Dergahtan ziyade köşk sanki burası. 

Güvenliğe soruyorum:
“Burası özel mülk mü?”
Hayır abi burası vakıf arazisi. İçeride Dergah var!
“Bir yetkili ile görüşmem mümkün mü?”
Küçük bir girizgah, güvenlik son derece güleç, afferin güvenlik dediğin böyle olmalı. Dergah bahçesi tertemiz, içerisi insana huzur veriyor. Bir top mermisi kenarda baba olarak duruyor. Mahallenin kedileri dergah bahçesinde. Haliç manzarası o biçim. Bari köşkün müştemilatında oturaydım diyorum.


Elif Efendi Dergahı


Güvenlik görevlisi, müdür beyi arıyor. Müdür Bey biraz bekleteceğini söylüyor. Randevu almadan pat diye geldim. Bekletmesi normal. Misafirleri varmış 10 dakika bekledim. Bu arada öğle saati, bazı insanlar kapıda bekliyor. Bunlar kim diye soruyorum. Abi bunlar düşkünler dergah her gün ücretsiz öğle yemeği veriyor. İçeri girenler arasında alkolikler, yaşlı dedeler, öğrenciler, işçiler kısaca fakirler var. Manzara güzel. Huzur buldum birden ve daha fazla beklemeden bir sonraki toplantıma gitmek üzere Elif Efendi Dergahı’ndan ayrıldım. Başka bir zaman bu güzel mekânı ziyaret ederim. Güzel restore edilmiş. Emeği geçenleri kutluyorum. Belli ki Sütlüce halkı daha geniş olan bu tekke arazini tırtıklamış. Binalarla dip dibe girmiş tarihi mekânı sıkıştırmışlar. Bıraksan alayı gecekondu diker araziye! Ah Estambul ah!

Elif Efendi Kimdir?


Araştırdım soruşturdum. Annesi Tiryakioğlu Hasan Paşa’nın kızı Fatıma Bâise Hanım, babası Hasirizade Tekkesi şeyhi Ahmet Muhtar Efendi’dir. Elif Efendi’nin  soyu Mısırlı bir tüccar aileye dayanıyor. İstanbul’a gelen bu aile Hasırcı tüccarı olduğu için Hasırızade olarak anılıyorlar. Bir süre sonra sarayın hasırcı başı olmuş aile. Dergahlarının adı da Hasırızade  Sadi Dergahı. Elif efendi aynı zamanda Mevlevi şeyhi olmuş bir zat. Bir gazelini kendimce Osmanlıca’dan Türkçeye çevirip size sunuyorum. Ben çok beğendim.

Elif Efendi’nin Gazeli


"Derûnî aşina ol, cahilan bigane sansunlar,
Hemen vaktin gözet sen, gafîlan divane sansunlar!
Urub bünyan-ı nefsi tişe-i himmetle tahrib et.
Dışı kalsan da halk mamur bir kaşane sansunlar!

Derin düşün iyi bil, seni cahil sansınlar,
Hemen vaktini gözet, seni gafil akılsız sansınlar!
Vur mızrakla nefsin yapısına, lütufla tahrip et.
Dışı kalsa da mamur süslü köşk sansınlar!