7 Eylül 2014 Pazar

Ali Sami Yen Stadını ve Likör Fabrikasını Yeşil Alan Yapmak Varken! Gökdelen Yapan Yüce Zihinler!

Bu yazı tarafımca 17 Nisan 2013 tarihinde yazılmıştır. Ben demiştim demek istemiyorum ama meramımızı anlatmak açısından blog okuyucularının dikkatine sunuyorum. 

Dedik ki bir İstanbul sever olarak, "İstanbul denen güzelin ırzına geçilmiş! Aman yapmayın etmeyin devam etmeyin şu yapılaşmaya! Zaten binalar tepemize tepemize geliyor."

Sen kimsin ki! Kıytırıktan bir bloggersın! Yüce düşünce karar vermiş. Tekel Likör Fabrikasını yıkın, Ali Samiyen stadını da içine katın, oradaki gudubet otoparka dokunmayın. Otaya çıkan boşluğu vatandaş için yeşil alan yapacağınıza! Müteahhite verin yeni binalar yapsın! İnşaat memleket meselesi! Mottomuz olsun!

İnşaat devam etti, medya canavarları o binaların reklamını çatır çatır satın aldı yayınladı! Ve 10 İşçi hayatını kaybetti. Herkes timsah gözyaşı döküyor! Medya şirketleri Torunlar GYO basın açıklaması yapana kadar şirketin adını yazamadı. Yazmak istemedi, neden? Reklamlar gidecek abi! Olan 10 gariban işçiye oldu! Dibi delik dünya!


İstanbul'da olan bitene birazcık ne oluyor yahu çıkışı yapsan aldığın cevap:

“İlerliyoruz hacı”meyanında oluyor. 

İlerisi neresidir? 


Epistemolojik bir yaklaşımda bulunmayacağım lakin bu ilerleme mantığımız kusurlu bir gözdür hatta kördür.

Artık ilerleme dediğimiz şey antropolojik anlamda “mit” haline gelmiştir.

Abi, bi gıdımcık Mecidiyeköy Ali Sami Yen Stadı’nı halka park olarak armağan etmek varken, metrekaresi bin bilmem kaç dolarla satılan gökdelenle donatmak ilerlemenin en güzel örneğidir.
 “Yok olmaz hacı ilerliyoruz, sen bilmezsin bu işleri! İstanbul artık küresel güç bir dünya kenti!”

İstanbul'da çarpık kentleşme

Olimpiyat adaylığı, fuar organizasyonları, diğer organizasyonların“pulsar” etkisi yarattığı doğrudur. Ama İstanbul işlevselliğini kaybetmeye başladı. Kültürel mirasa daş doprak, coğrafi mirası dere depe boş alan, biyolojik mirasa ot böcük muamelesi yaparsan kim niye gelsin İstanbul’a?

"İlerliyoruz hacı! Bak şu gökdelenlere!"
Hay o gökdelenler bir … tövbe tövbe!