14 Ağustos 2015 Cuma

İstanbul'dan Moğol Kardeşleri Selamlıyorum

mogolistan istanbul blogger
Bakma Bana Öyle Çocuk!

Zamanın hızlanması diye bir kavram var mı?


Sizler de "ne çabuk geçiyor günler" diyenlerden misiniz? Evet, bu sadece algı meselesi değil. Günler hızlı geçiyor. Yıllar hızla geçip gidiyor. Çünkü, İstanbul kalabalıklaşıyor. Santa Fe Enstitüsü'nden bir fizikçi zamanın hızlı ilerlemesini araştırmış. İlginç buldum araştırmayı! Burada detaylıca yazıp kafanızı şişirmeyelim!

Bir zamanlar nüfusu 350.000 olan şehrin bugün nüfusu 20 milyona yaklaştı. Nüfus demek tempo demek, tempo demek hız demek!


İstanbul'un temposuna kim yetişecek!


Hızlı yürüyoruz, hızlı yiyoruz, hızlı giyiyoruz, hızla tüketiyoruz. Şehrin temposu bizi eziyor, bir bakıyoruz 15 yıl geçmiş sonra durup bakıyoruz. Aaa ne çabuk! Giderek hızlanan bir saat var. Yavaş yaşamayı düşünen varsa Seferihisar'a veya Gümüşhacıköy gibi sakin şehirlere yol alma vakti.

Kendini balkona müziğe veren blogger insanı



Müzik ruhun gıdasıdır diye bir klişe ile gireyim. Çok uzun zaman olmuştu. Oturup 3-4 saat aylaklık yapmayalı. Dünyanın ardından sen mi yetişecen Bolat dedim serdim kendimi. Müziğe vurdum saatleri! Dünya müziğine acayip ilgim vardır. Arı gibi o çiçek senin bu çiçek benim dolaşasım gelir.

Canımın içi Babylon ya da diğer kurumsal adıyla Pozitif müzik şu kızları getirin kulakların pasını atalım yahu!


İstanbul'a inat bir de ben temponuza tempo katayım şu video ile! 


" I'm in love, so in love, and I cant stop takling bout my rock forever"



Moğol kardeşleri İstanbul'dan selamlıyorum. Yetiştirdikleri 3 fettan hatunla Bolat insanına "Shanz Forever " dedirttiler.

Ocağımıza incir ağacı dikecek kadar canımızı yakan Cengiz Han! İyi ki İstanbul'a uğramamışsın! Sen mekanında rahat uyu. Bak bu kızlar gelsin biraz yıktığını sanatla inşa etsinler yahu!