26 Aralık 2015 Cumartesi

İstanbul Şiirleri Şairleri ve Güzel Mısralar



Madem İstanbul’da yaşıyoruz. Bu şehrin romantik yanlarına da değinmek lazım dedim kendi kendime. İstanbul ve romantizm denince akla İstanbul şiirleri gelir. Şimdi İstanbul’da olmak vardı anasını satiyim! Mavisi, yeşili, denizi, kıyısı, martısıyla yosun kokulu İstanbul. İçinden şiir geçen, gemiler, köşkler, yalılar, saraylar, gecekondular, camiler, kiliseleri sinagoglar, pazarlar, köprüler, gişeler, metrolar, tramvaylar…Her şeyi bir başka güzel. Blogger Bolat'tan bir İstanbul şiir seçkisi. 

İstanbul'un en güzel, en özel mısralarının yer aldığı şiirli blog yazısı


Aziz İstanbul

  
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer…
(Yahya Kemal Beyatlı)




İstanbul’u Dinliyorum


İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı…
(Orhan Vali Kanık)


Ana gibi yâr olmaz İstanbul gibi diyâr olmaz

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler…
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu.
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yâr olmaz İstanbul gibi diyâr;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar…
Gecesi sümbül kokan,
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul…
(Necip Fazıl Kısakürek)
 

İstanbul’da, Boğaziçi’nde, Bir garip Orhan Veli


İstanbul’da, Boğaziçi’nde,
Bir garip Orhan Veli’yim;
Veli’nin oğluyum,
Tarifsiz kederler içinde.
Urumelihisarı’na oturmuşum,
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum…

(Orhan Veli Kanık)


Turgut Uyar İstanbul Şiiri

Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu…
                                              
                                                (Turgut Uyar)

İstanbul deyince aklıma bir masal gelir

İstanbul deyince aklıma martı gelir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş…

(Bedri Rahmi Eyüboğlu)

İstanbulumun dili, İstanbullumun dili

annemin dili
babamın dili
İstanbulumun dili
İstanbullumun dili
İstanbulumun efendisi
hanımefendisi
sokaklarımın bekçisi
yoğurtçusu, balıkçısı
can dilimi konuşanım
canım benim…

(Asaf Halet Çelebi)

Şişede İstanbul, Masada İstanbul

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul…

(Ümit Yaşar Oğuzcan)


İstanbul, İstanbul'um benim


Seni görüyorum yine İstanbul
Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan
Minare minare, ev ev,
Yol, meydan…
(Ziya Osman Saba)

 

 

Cahit Sıtkı Tarancı İstanbul


 
Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
Yavrusu dallara emanet serçe,
Derken camiler üstünde güvercin
Minareler katından geçiyorum
Gökyüzü mahallesi İstanbul’un…

(Cahit Sıtkı Tarancı)




Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkındaBaşım köpük köpük bulut


içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında…

(Nazım Hikmet Ran)

Beni sarhoş etme İstanbul, ne olur

Sana geldim, içim ümitlerle dolu
Beni sarhoş etme İstanbul, ne olur
Bir gün ben de eririm caddelerinde
Çürür kemiklerim adım unutulur
Yine sen kalırsın dipdiri, sımsıcak…

(Ümit Yaşar Oğuzcan)

  

Uzaktan seni düşünürüm İstanbul

 
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Bin bir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri…

(Vedat Türkali)


Gözlerin İstanbul oluyor birden


Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden….
                                                 
                                                    (Yavuz Bülent Bakiler)

Seni Görüyorum İstanbul

Seni görüyorum yine İstanbul
Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan
Minare minare, ev ev,
Yol, meydan.
Geliyor Boğaziçi’nden doğru
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,
Mavi sular üstünde yine
Bembeyaz Kızkulesi…
(Ziya Osman Saba)

İstanbul’da parça parça, Kemiklerinle etin arasında



Yeryüzüne ayı indir o bir şehir olsun
Yaklaştıkça büyüyen
Ayrıntıları setleri bahçeleri
Yumuşak çizgileriyle ortaya çıkan
İşte ben o şehri yaşadım yıllarca
İstanbul’da parça parça
Kemiklerinle etin arasında…

(Sezai Karakoç)


İstanbul muydu yüzün


Ne günlermiş, ne günlermiş
Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe`de, çay tadında...

(Yılmaz Erdoğan)



İstanbul benim canım; Vatanım da vatanım


Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
(Necip Fazıl Kısakürek)