16 Ocak 2017 Pazartesi

Kadıköy Belediyesi ve Zeytinburnu Belediyesi'ne Sorular!

Geçen gün Kadıköy Belediyesi bir basın bülteni göndermiş. Meteoroloji Genel Müdürlüğü kendilerinden gözlem istasyonu kurmak için yer istemişler. Oysa aynı Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün  12 yıl önce ihaleye çıkarılan 44.000 m2’lik eski meteoroloji arazisi bilmem ne inşaat şirketine satılmış! Aradan zaman geçince satılan arazinin yanı başında bulunan Göztepe Özgürlük Parkı’na Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonu (OMGİ) kurulması için Kadıköy Belediyesi’nden yer istemişler. İstedikleri alan satılan meteoroloji arazisine sadece 300 metre uzaklığında. Şimdi Kadıköy’de satılan meteoroloji i arazisinde 4 gökdelen duruyor!
İçine İstasyon Kurulacak Olan Göztepe Özgürlük Parkı

Kadıköy Belediyesi yaşananlara rağmen parkın içine istasyon kurulmasına izin vermiş. 


KADIKÖY BELEDİYESİ'NE SORUYORUM, NEDEN İZİN VERDİNİZ GİTSELERDİ GÖKDELENLERİN BAHÇESİNDEN İZİN ALSALARDI, NEDEN İZİN VERDİNİZ?

Şimdi devlet arazisini hoyratça satanlara sesleniyorum. Yahu İstanbul'da çadır kuracak arazi kalmadı devlet ihtiyaçları için biraz da gelecek nesillere bırakın bu arazileri. İlla inşaat şirketlerini memnun etmek gibi bir derdiniz mi var! 

Kadıköy’deki bu durum benim aklıma “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” deyimini aklıma getirdi.


Dimyata Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan Olmak


Dimyat dediğimiz yer aslında Mısır'ın Süveyş Kanalı kenarında bir limandır. Eskiden Mısır'ın meşhur pirinçleri, ince hasırdan örtülmüş torbalar içinde buradan Anadolu'ya getiriliyormuş.

Rivayet o dur ki Dimyat'a pirinç almak için giden bir Türk tüccarın bindiği gemi, Akdeniz'de korsanlar tarafından soyulunca adamcağızın bütün altınlarını elden gitmiştir.

Bin bir zorluk içinde İstanbul'a dönen pirinç tüccarı iflas etmiş. İstanbul'dan kalkmış, memleketi olan Karaman'a gitmiş. O sene tarlasından aldığı buğday mahsullerini de bulgur tüccarlarına sattığından, kendi ev halkı kışın bulgursuz kalmışlar.

Yani anlayacağınız “Aşırı hırs göstererek elindekini de yitirmek" anlamındaki Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak deyiminde geçen bu deyim bugünlerimizi tarif ediyor!

Bizim 9000m2'lik meteoroloji arazisi bir inşaat firmasına satılınca Meteoroloji evdeki bulgurdan olmuş ve Göztepe parkının içine istasyon kurmak zorunda kalmış! Allah gözünüzü doyursun diyorum! Başka ne diyeyim bilemedim!

Bir de tarihi yarımadayı gölgeleyen Zeytinburnu’ndaki 9/16 denen o gökdelenler tıraşlansın demişti cumhurbaşkanımız. Ortada mahkeme kararı da var!

Peki, ne oldu? Ben söyleyeyim tıraşlanmadı! Cumhurbaşkanımız tıraşlanacak dedi ise neden tıraşlanmıyor olabilir? 9/16 kuleleri tıraşlama işlemi için ihaleye çıkılmış ama Zeytinburnu Belediyesi “konsorsiyum”la ihaleye girilmez şartı koymuşlar!

ZEYTİNBURNU BELEDİYESİNE SORUYORUZ, "KONSORSİYUM" SİZİ NEDEN İLGİLENDİRDİ? NEDEN? NEDEN? NEDEN? 


Tıraş işlemini siz istemiyor olabilir misiniz?

Eldeki seçeneklere bakalım! Bu tıraşlama işlemini yapmayanlar neye güveniyor?

Birinci seçenek, Cumhurbaşkanımızın sözünü dinlemiyor olabilirler!
İkinci seçenek, bir hukuksuzluğa bel bağlamış olabilirler!
Üçüncü seçenek, bir elinde cımbız bir elinde ayna umurumda mı dünya! Diyor olabilirler!

Cumhurbaşkanımızın bu gökdelenlerin tıraşlanması  ile ilgili haberini Takvim Gazetesi haberi "Traş Fırçası" diye vermiş! Ama fırça etkili olmamış sanki!

Her şehrin bir ruhu var! Ayasofya’ya, Süleymaniye’ye Sultanahmet’e Topkapı Sarayı’na yazık!

İş adamlarının cebi para görsün diye bunca kepazeliğe gerek yok, İstanbul’a yazık!

Medeniyeti şantiyelere indirgememek lazım, bunun adı medenileşmek değil Medyen’leşmek olabilir! 

Medyen kavminin sonunu merak eden açsın okusun bi zahmet!