20 Eylül 2017 Çarşamba

İstanbul'dan Japonya Büyükelçiliği'ne Yürümek!

İstanbul'da Yürüme Halleri


İstanbul'da Yürüme Halleri
Bugün size İstanbul'da yürüme halini anlatacağım. Bu başlı başına bir hikayedir. İstanbul'da yürümek şehrin damarlarında dolaşmak gibidir. Ritim ister, tempo ister, cesaret ister, akışkanlık, atılganlık ister. Hızınızı yavaşlattığınız zaman illa ki birinin sataşmasına ve çarpmasına maruz kalırsınız. Kalabalığı yarıp geçme hissi yaşasanız da sizin gibi düşünen milyonlar vardır yapamazsınız. Ancak takılırsınız bir kuyruğa biri durursa illaki birinin totosuna, koluna, omzuna, çantasına çarpma halini yaşarsınız!

İstanbul'da Yürürken Blogger Bolat'ın Gözüne Çarpanlar



İstanbul'da yürürsünüz önünüzde sigara içen bir adam vardır. Adamın içtiğinden fazlası burnunuzun direğini sızlatır. Hele bir de puro içenler vardır kara tren gibi ağır kokusundan fellik fellik kaçar şerit değiştirirsiniz. Hızlı yürümek için hızınızı artırırsınız ama kalabalık sizi keser. Yana kaymak için insanları sollamak gerekir, kalabalığı sollamaya çalışırsınız ama karşıdan gelenlerle çarpışmaktan çekinip insanları takibe devam edersiniz! Karşıdan karşıya geçerken siz ışıkta beklerken, yolu babasının tarlası gibi gören "atıl kurtlara" saydırırsınız. Çoğu zaman streslisinizdir kendi kendinize konuşursunuz! İstanbul kendini normal sayan delilerin yaşadığı bir şehirdir. İstanbullu egzoz kokusuna, ter kokusuna, kalabalığa, ağız kokusuna, strese tapmış insanların yaşadığı bir yerdir, insanlar bu yüzden bu şehirden kopamaz!

İstanbul'da bir yerden bir yere yetişmek 


İstanbul'da bir yerden bir yere yetişmek başlı başına bir iş ve başarıdır. Daat, daaat sesleri, sirenler, ambulanslar, polis kontrolleri, sıkışan trafik, her yerden fırlayan kuryeler. Araçlarının tamponları opüşenler, oflayanlar, puflayanlar, direksiyon başında makyaj yapanlar, telefonla hararetli konuşanlar, gözlüklüler, gözlüksüzler, birbirini kesenler, kurt gibi bakanlar, egzozlarını patlatanlar,  cak cak sakız çiğneyenler... İçinde bulunduğu arabadan yola tükürenler! Yırtık dondan fırlar gibi duran trafikte önündeki aracı sollamaya çalışan egoistler....

İstanbul'da Yürümenin Farkı


Kısaca dostlar Blogger Bolat insanı İstanbul'da yürüme  ve hareket halini dünyaya bedel bir durum olarak görür. Bu durum ancak ve ancak İstanbul'a özeldir. Mesela Anakara'da, İzmir'de bu durumu göremezsiniz. İstanbul'da yürüme haline dünyanın başka hiç bir yerinde rastlayamazsınız!

15 Temmuz  Darbe Girişimine Karşı Yürüyüş! Ve Adalet Yürüyüşü!


Yürüme denince aklımıza Ana Muhalefet Partisi Lideri Sayın Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a "Adalet" yürüyüşü de akla geliyor değil mi? Bazılarımız hemen politik tavır alıyor karşı duruyor bazılarımız yine bir politik tavır alıp kabul ediyor. Ben sıradan bir insan olarak "Adalet için yürümek" fikrini son derece değerli, kıymetli  buluyorum zira bu ülke parası olanın, cemaat veya cemiyet mensubiyeti olanın, gücü kudreti olanın kendi adaletini yarattığı bir yer haline geldi! Aziz milletimizin yücelmesi önce "Adalet" kurumlarının özgürleşmesinden geçiyor! 

Şu sıradan Blogger Bolat insanın "Adalet" hikayesine bir bakın!

Bekle Bizi Japonya Büyükelçiliği


SGK'dan aldığım resmi "kıdem tazminatı alabilir" yazısına rağmen 11 yıl çalışmış olduğum şimdilerde Türk-Japon ortaklı olmuş şirketten kıdem tazminatımı alamadım! 2013 yılında açmış olduğum davada yerel mahkemede tazminat hakkımı kazandım ama bu seferde Yargıtay'da! Açmış olduğum davada kanun ortada olmasına rağmen sıradan bir kıdem tazminatı davası bile 5 yılda bitmiyorsa, bu ülkede adalet bitmiştir! Dava bittiğinde tüm dünyaya ders olsun, üniversitelerin iletişim bölümlerinde, sosyal medya konusu olarak anlatılsın, bir iletişim kazası vakası örneği olsun diye Ankara'da Japonya Büyükelçiliği önünde bu sıradan "Adalet Arayış Serüvenimizi" ailem, çocuklarımla birlikte basın toplantısı yaparak Türkiye ve Dünya'ya duyuracağız, sosyal medya kullanıcılarından, Türkiye'deki ve dünyadaki blog yazarlarından, blogger'lardan destek talep edeceğiz! Ama öncelikle olağanüstü halin bitmesi gerekiyor! Şimdilik İstanbul'daki Japonya Başkonsolosluğu'nu bilgilendirdik! Adalet yürüyüşü sosyolojik olarak çok doğru bir harekettir. Adalet bekleyemez! Yürüme hali çok değerli bir insan hakkıdır ve insanın özgürleştirir!

Kimsenin yaptığı yanına kar kalmamalı!

15 Temmuz İhaneti ve Aziz Milletimizin Direnişi!


15 Temmuz'da yollarda olmak, yürümek! 15 Temmuz'da kendi kafasını bir egoist şuursuza satmış! Türkiye Cumhuriyeti'ni satın almaya kalkışan teröristlerin yaptığı devleti teslim alma kalkışmasıdır! Bu ahlaktan yoksun kendi vatanına, kendi milletine ihanet edecek kadar kafasını kiralamış bir grup bağnaza karşı aziz milletimizin evlatları yürümeyip evde kalsaydı ne olurdu? Şu olurdu, bir grup terörist Türkiye Cumhuriyeti'ni MOSSAD ve CIA  eliyle teslim alacaktı. Sabah bambaşka bir hikaye dinleyecektik, bize bu vatan hainlerini "sözde Atatürkçü subaylar" diye de yutturacaklardı. Akıllara ziyan! Yürümenin insanı özgürleştirdiği Gandi'den sonra İstanbul'dan dünyaya tekrar ispat edilmiştir.


Aşıklar Yürür, Dertliler Yürür,  Mazlumlar Yürür, Zayıflamak İsteyen Yürür


Aşıklar yürür, dertliler yürür, kilosuna hapsolmuş bedenler yürür, kendini beğenenler yürür. Yazarlar yürür, siyasetçiler yürür, isyan edenler yürür! Protesto edenler yürür. Yürümek harekettir. Hiç düşündünüz mü yürürken aklınıza ne çok şey geliyor? Bunun aslında bilimsel bir açıklaması var. Yürürken bedenimizin tüm organları aynı ritimle çalıştığı için sağlıklı bir haldir ve aklımız yürürken çok çalışır. Sağlıklı karar vermek istiyorsanız yürürken karar alın!

Yürümek insanların aklını başına getirir, sağlıklı bir haldir dostlar!